<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kafein Cs-dergi &#187; &#8216;Seksek</title>
	<atom:link href="http://kafein.cs.bilgi.edu.tr/kafein/seksek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kafein.cs.bilgi.edu.tr</link>
	<description>Bilgi University Computer Science Department</description>
	<lastBuildDate>Mon, 14 Jun 2010 17:04:07 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Azra&#8230;</title>
		<link>http://kafein.cs.bilgi.edu.tr/2010/04/02/azra/</link>
		<comments>http://kafein.cs.bilgi.edu.tr/2010/04/02/azra/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Apr 2010 10:38:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bahar Beyaznar</dc:creator>
				<category><![CDATA['Seksek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kafein.cs.bilgi.edu.tr/?p=4794</guid>
		<description><![CDATA[Son günlerde birlikte zaman geçirmekten keyif aldığım bir arkadaşım var. Adı Azra. &#8220;Kaç yaşındasın?&#8221; diye soran teyze ve amcalara sağ ya da sol elini kaldırıp 5 parmağını açarak &#8220;İşte bu kadaaaar&#8221; diyor ancak, şimdilik 4 yaşında.
Annesine sürekli mızırdanan, &#8220;Sularla oynayacağım&#8221;, &#8220;Aman dur anne izin ver de şu dolapların içindeki tabak çanağı çıkarıp salonun orta yerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde birlikte zaman geçirmekten keyif aldığım bir arkadaşım var. Adı Azra. &#8220;Kaç yaşındasın?&#8221; diye soran teyze ve amcalara sağ ya da sol elini kaldırıp 5 parmağını açarak &#8220;İşte bu kadaaaar&#8221; diyor ancak, şimdilik 4 yaşında.</p>
<p>Annesine sürekli mızırdanan, &#8220;Sularla oynayacağım&#8221;, &#8220;Aman dur anne izin ver de şu dolapların içindeki tabak çanağı çıkarıp salonun orta yerine yayıp bir evcilik oyunu kurayım&#8221; gibi aklından türlü fikirler geçen bu zeka küpü nedense annesi dışında herkesin söylediklerine pek bir önem veriyor. &#8220;Anlayamadım, ne demiştiniz acaba?&#8221;lar, &#8220;Evdekilere selam söyleyin&#8221;ler havada uçuşuyor.</p>
<p>Aslında biraz düşünüldüğünde herkesin bildiği şeyi çabuk kavradığı farkediliyor, yani evlatların nazını çekebilecek tek varlığın anne olduğunu&#8230; Annesi kızınca yine annesine sarılıyor, annesi izin vermeyince ona yalvarıyor. Bu hep böyle, annesi olmadan kendini yalnız hissediyor.</p>
<p>Bugüne kadar hiç bu kadar küçük bir arkadaşım olmamıştı, bu cin fikirlinin nice yaşı büyük arkadaşlarımdan daha akıllı olması beni heyecanlandırıyor. Kucağıma oturup gözlerini koskacaman açıp merak ettiği soruları sormasını, yetişkin bir genç kızmış gibi benimle sohbet etmesini görmelisiniz. Evet zaman zaman inatçı damarına gelmiyor değilim ama boynuma sarılıp yanaklarımdan öpmesi unutturuyor her şeyi.</p>
<p>Üzüntüleri, annesinin hoşuna gitmeyen bir şey sonucu bağırması ve mutlulukları, sandalyeye çıkıp bulaşık yıkamak bahanesiyle sularla oynamak olunca kıskanmadan edemiyorum onu. En çokta tertemiz yüreğini kıskanıyorum. Acıtılmamış, kırılmamış, canı yakılmamış kalbini.</p>
<p>Yaklaşık bir ayda manevi olarak çok şey öğrendim ondan. &#8220;Baar Abla&#8221; deyişine bile aşığım.</p>
<p>Buyrun kendiniz görün.</p>
<p><br class="spacer_" /></p>
<p><a href="http://kafein.cs.bilgi.edu.tr/wp-content/uploads/2010/03/IMG_1741_1.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-4795" title="IMG_1741_1" src="http://kafein.cs.bilgi.edu.tr/wp-content/uploads/2010/03/IMG_1741_1-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a></p>
<p><br class="spacer_" /></p>
<p>Not: Özgür Yazılım ve Linux Günleri&#8217;nin çocuklar kadar saf ve neşeli geçmesi dileğiyle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kafein.cs.bilgi.edu.tr/2010/04/02/azra/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;seniseviyorum.&#8221; &#8220;yazıklarolsun.&#8221;</title>
		<link>http://kafein.cs.bilgi.edu.tr/2010/03/22/seniseviyorum-yaziklarolsun/</link>
		<comments>http://kafein.cs.bilgi.edu.tr/2010/03/22/seniseviyorum-yaziklarolsun/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2010 07:23:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bahar Beyaznar</dc:creator>
				<category><![CDATA['Seksek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kafein.cs.bilgi.edu.tr/?p=4824</guid>
		<description><![CDATA[Konsept konumuz &#8220;porno&#8221; ancak benim size anlatacağım bir hikaye var&#8230; Buyrun.

14 Şubat&#8230;
Sevgiliyi son kez göreceğiniz ilk sevgililer günü&#8230; O&#8217;nu görmek için haftalarca beklemeye tahammülünüz zorlanırken, onu son kez göreceğiniz günlerde yanınıza yalnız gelmemesi&#8230; Sadece sizinle olmaması&#8230; Üstelik dedim ya hani en başta, ilk 14 Şubat&#8217;ta.
Geldi. Mideme kramplar girerek, yüreğim bir kelebeğin kanatlarının çırpışı gibi atarken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Konsept konumuz &#8220;porno&#8221; ancak benim size anlatacağım bir hikaye var&#8230; Buyrun.</p>
<p><br class="spacer_" /></p>
<p>14 Şubat&#8230;</p>
<p>Sevgiliyi son kez göreceğiniz ilk sevgililer günü&#8230; O&#8217;nu görmek için haftalarca beklemeye tahammülünüz zorlanırken, onu son kez göreceğiniz günlerde yanınıza yalnız gelmemesi&#8230; Sadece sizinle olmaması&#8230; Üstelik dedim ya hani en başta, ilk 14 Şubat&#8217;ta.</p>
<p>Geldi. Mideme kramplar girerek, yüreğim bir kelebeğin kanatlarının çırpışı gibi atarken üstelik dört günlük bir gezinin yol yorgunuyken sabaha kadar  O&#8217;nu görmeyi beklemek için uyumadım.</p>
<p>Liseli aşıklar gibi hep aynı yerde buluşmayı hayal ederken, yağmur bir ayrılık habercisi gibi yağmaya başlayınca buluşup gideceğimiz yerde, yani Ortaköy&#8217;de, yağmurdan saçak altına sığınan kediler gibi bir dükkan saçağında elimde şemsiye ile bekledim O&#8217;nu. Tüm vücudum yağmur ve rüzgardan buz gibi olmuştu ama O&#8217;nu beklemenin sıcaklığı her şeye değerdi.</p>
<p>Karşı kaldırımda birden göründü. Elinde şemsiyesi, bana gülümseyerek, hızlı adımlarla yaklaşıyordu. O kadar özlemiştim ki donup kaldım olduğum yerde. Ne bir adım atabildim, ne de bir tepki vererek mutluluğumu gösterebildim. O saçak altında öylece bana gelmesini ve sarılmasını bekledim. Beni sıkıca kucakladı, kafamı omzuna dayadım. İkimiz de yağmurdan sırılsıklam olmuştuk. Kendimizi ısıtmak, bir şeyler yemek ve güne güzel başlamak için her geldiğinde gittiğimiz yere kahvaltıya gittik. Her zaman gittiğimiz kahvaltı mekanına aslında son kez beraber gidiyorduk, bilmeden. Kahvaltımızı yaptık, O&#8217;na aldığım hediyeleri teker teker açtı. O&#8217;na her hediye alışımda karşılaştığım donuk “Teşekkür ederim.” cümlesinden sonra biraz daha sohbet ettik, kalktık. Kaldığı yere gidip, O&#8217;na aldığım hediyeleri bıraktık.</p>
<p>Sahilde biraz yürüyüş yaptık. Yağmur dinmiş, ıslak bulutların arasından çıkan güneş içimi daha da ısıtmıştı. O&#8217;nu değişik bir yere götürmek istiyordum. Emirgan Korusu&#8217;na gidip gitmediğini sorduğumda aldığım yanıt beni şaşırtmadı. Gitmemişti. Gitmek isteyip istemeyeceğini sordum. “Gidelim” dedi. Yokuş yukarı yürümeye başladık. Köşklere yaklaşınca O&#8217;na seçim sundum. “Seç bakalım; Pembe, Beyaz, Sarı. Hangisi?”, “Sarı” dedi, ve bu cevabı da beni şaşırtmadı. &#8220;Sarı&#8221; hüzün, özlem ve ayrılığın rengiydi. Bilinçaltı mı seçmişti acaba Sarı Köşk&#8217;ü? Sarı Köşk&#8217;e doğru yürümeye başladık. Bu sırada yukarıdan aşağıya doğru akan suyu konuşuyorduk. “Boru mu patlamıştı?”&#8230;</p>
<p>İçimde o denli bir sıkıntı vardı ki bir şey olacağına emindim. Sarı köşke vardık. Alt kata, kafe kısmına geçip yiyecek bir şeyler istedik. Yemeklerimiz geldi, bu esnada sohbet ediyorduk ve O bana beraber olduğumuz süre boyunca ilk defa kalabalık bir mekanda bağırmış ve insanların bakışlarının bana çevrilmesine neden olmuştu. Hiç böyle yapmazdı ve ben o hareketi hiç mi hiç hak etmemiştim. Apar topar dışarı çıktım. Yaklaşık 2 saat boyunca tartıştık. O güne kadar aklımda ne kadar soru işareti, ne kadar olumsuz düşünce varsa hepsini söyledim. Çekip gitmek istedim, izin vermedi. O gün orada o aşk bitmeliydi. Ayrılmayarak hata yaptığımızı günler sonra anlamak üzere, birbirimizden özür diledik.</p>
<p>Sarı köşkten çıkıp 2 saatten fazla süren tartışmamızın ardından aşağıya inip taksiye binmeye ve Taksim&#8217;e gitmeye karar verdik. Akşam Galata Kulesi&#8217;nde yemek rezervasyonu yaptırmıştı. Oraya gidecektik. Ayaklarım geri geri gidiyordu. Taksiye bindiğimizde dakikalarca döktüğüm gözyaşlarımdan yanan gözlerimi kapayıp, O&#8217;nun omzuna koydum başımı. Gözlerimi açtığımda yolu yarılamıştık ve O taksi şöförü ile sohbet ediyordu. Yol bitti. Ancak içimdeki sıkıntı hala geçmemişti. AKM&#8217;nin önünde indik, sadece zaman geçsin ve ilk tanıştığımız yer ile aynı adı taşıyor diye, Gloria&#8217;da oturup birer kahve içtik. Oradan kalkıp Galata Kulesi&#8217;ne yürümeye başladık. Kule&#8217;ye vardığımızda altında oturup alaca karanlık havayı izledik. Belki de ben, ilk buluşmamızda gittiğimiz yerde bir kez daha oturmak istemiştim bilmiyorum.</p>
<p>O gece yeryüzünde O&#8217;nun dışında herhangi bir adamla asla ve asla beraber olamayacağımı düşündüm. Çok uzun süredir ilk defa çok güldüm, çok eğlendim. Ve gecenin sonunda beni evime bıraktı ve O da kaldığı yere döndü.</p>
<p>O akşam, o an, aslında O&#8217;nu kaybettim ben. O benden gitti. Uzanıp tutmak istedim ama kafasını ardına çevirip bakmadı bile. Ben ise yatağıma yatıp o an için nedenini bilmediğim ama şu an anladığım şekliyle &#8220;O&#8217;nun beni sevmesine rağmen benden uzaklaşması&#8221;nı hazmedemediğim için ağladım.</p>
<p>Ertesi gün O ve ailesiyle, kahvaltıda buluştum. İçimdeki sıkıntı daha da büyüdü. Kalbim sanki bir balondu ve içeride biri o balonu her an daha da şişiriyordu. Ailesinin yanından ayrıldık. Sahilde bir hayli yürüdük. Akreple yelkovan birbiriyle yarış edecek, akrep yelkovanı geçecek ve ben O&#8217;nu yine uzaklara gönderecektim.</p>
<p>Zaman gelmişti. İkimizde aynı saatte almıştık biletlerimizi. O şehrine, bense başka yerlere gidiyordum. Son kez öptük birbirimizi. Servislerimize bindik bir yolun iki farklı tarafından. Yolun karşısında servisin içinden bana bakıyor ve hüzünlü bir ifade ile el sallıyordu. Aynı anda servislerimiz hareket etti ve arkamıza bakarak birbirimizi bir karınca kadar görene dek el salladık. Önüme döndüğümde O artık çok uzaktaydı.</p>
<p>Ve tam bir ay sonra,</p>
<p>14 Mart&#8230;</p>
<p>Bana öyle şeyler söyledi ki beni O&#8217;ndan ayrılmak zorunda bıraktı. Beni sevdiğini, O&#8217;ndan ayrılmamam gerektiğini söylese bile artık daha fazla uzatmam anlamsız olurdu.</p>
<p>Ayrıldım.</p>
<p>&#8220;Ben&#8221;den sonra hayatımın en önemli kişisini 2. tekilden 3. tekile çeviren yegane insandı O.</p>
<p>Sonra&#8230; Ne bir arayan oldu telefonumu, ne de bir soran oldu nette halimi hatırımı. Benim o gün bittiğini düşündüğüm ilişkim, peşimden ne kadar “seniseviyorum.” cümleleri edildiyse bile, aslında daha önceleri bitmişti. Hayatımın sonuna kadar da beklesem, ben de ayrılmış olsam aramayacaktı. Ben bu sessizliği hak etmemiştim. &#8220;İçimde yaşıyorum ben duygularımı, kalbim savaş alanı&#8221; demesi bana tepkisiz kalmasını gerektirmiyordu. O tepkisiz kaldıkça ne kadar yanıldığımı anladım ve hala da anlıyorum. Canı bile yanmamıştı, yansaydı bu denli sessiz kalıp, bu denli &#8220;sen kimsin ki?&#8221; anlayışını hissettirmezdi eminim.</p>
<p>Hiçbir sevgiliye güvenmemeye, benim sevdiğim değil, beni seven bir insanla beraber olmaya ve ailesi ile sevdiği insan arasında köprü olmayan biriyle olmamaya yemin ettim ben o gün.</p>
<p>“Yazıklar olsun” demiştim son kez.</p>
<p>“yazıklarolsun.” gerçekten&#8230;</p>
<p>Not 1: Bu hikayenin yazılmasına sebep olan kişiye sonsuz minnetle&#8230;</p>
<p>Not 2: Bu hikayedeki olaylar gerçek değildir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kafein.cs.bilgi.edu.tr/2010/03/22/seniseviyorum-yaziklarolsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Veda</title>
		<link>http://kafein.cs.bilgi.edu.tr/2010/03/08/veda-3/</link>
		<comments>http://kafein.cs.bilgi.edu.tr/2010/03/08/veda-3/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 02:33:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bahar Beyaznar</dc:creator>
				<category><![CDATA['Seksek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kafein.cs.bilgi.edu.tr/?p=4665</guid>
		<description><![CDATA[
Vedalar hep canımı yakmıştır benim. Askere giden kuzen, evlenip şehir değiştiren arkadaş, tayini çıkan komşu için hep bir gözyaşı dökmüşümdür ben. Geri gelişler ya da tekrar birleşme düşünceleri bilinse bile yinede hüzünlüdür vedalar benim için.
 
Son günlerde ardı ardına yaşadığım ayrılıklardan hepsi “mutluluk” kelimesinin altında birleşse bile huzursuzluk yaşadım son vedalarımda. Okula, yurda, İstanbul&#8217;a en çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!-- 		@page { margin: 0.79in } 		P { margin-bottom: 0.08in } --></p>
<p lang="tr-TR">Vedalar hep canımı yakmıştır benim. Askere giden kuzen, evlenip şehir değiştiren arkadaş, tayini çıkan komşu için hep bir gözyaşı dökmüşümdür ben. Geri gelişler ya da tekrar birleşme düşünceleri bilinse bile yinede hüzünlüdür vedalar benim için.</p>
<p lang="tr-TR"> </p>
<p lang="tr-TR">Son günlerde ardı ardına yaşadığım ayrılıklardan hepsi “mutluluk” kelimesinin altında birleşse bile huzursuzluk yaşadım son vedalarımda. Okula, yurda, İstanbul&#8217;a en çok da arkadaşlarıma özlem duyacağımı bilerek veda ettim herşeye.</p>
<p lang="tr-TR"> </p>
<p lang="tr-TR">Yeni hayatımda neler mi var?</p>
<p lang="tr-TR"> </p>
<p lang="tr-TR">Dünyalardan değerli annem ve babam, huzur yuvası evim, sadece bana ait olan bülbül yuvam yani odam. Bir parça telaş, bir parça yerleşecek mi tüm bu eşyalar buraya paniği, bir miktarda hüzün var kalbimde.</p>
<p lang="tr-TR"> </p>
<p lang="tr-TR">Çünkü ben yağmurlu sabahlara uyanıyorum bu kentte. Uzun zamandan beri telaşla oradan oraya savrulan hayatım birden durağanlaşınca acı bir fren sesinden sonra duvara vurmuş bir araç gibi hissediyorum kendimi her yeni sabaha gözlerimi açtığımda. Sevdiklerinden ayrılıp daha da sevdiklerinin yanına gelmek ne kadar da garip bir duyguymuş insan için.</p>
<p lang="tr-TR"> </p>
<p lang="tr-TR">Çünkü ben bu kentte “ilk gençlik” yaşlarımı üst üste dizerken bilmezdim farklı kentlerdeki farklı hayatları. Orada insanlar neler yaşar, ne yer ne içer&#8230; Bunlar hiç çekmezdi dikkatimi. Oysa şimdi herkesi özler oldum ben. Kalabalıkları, koşuşturmayı, zaman zaman yaşadığım huzursuzlukları&#8230; Her şeyi özledim.</p>
<p lang="tr-TR"> </p>
<p lang="tr-TR">Belki bir veda değildi yaşadığım, zaman zaman yine göreceğim son beş altı yıldır kazandığım dostları ancak yine de bu yazıyı yazarken göz yaşlarıma engel olamıyor bu düşünceler.</p>
<p lang="tr-TR"> </p>
<p lang="tr-TR">Daha nice Ayşe&#8217;ler, Arda&#8217;lar, Caner&#8217;ler, Seda&#8217;lar, Murat&#8217;lar ve Mert&#8217;ler girecek hayatıma biliyorum ama hiç kimse onlar gibi anlamayacak beni. Yıllar sonra bir gün yine mutluluğa kaldırdığımda kadehimi bir arkadaş masasında hep zihnimde olacak bu isimler. Yıllar sonra yine yanımda olacaklarını bildiğim gibi&#8230;</p>
<p lang="tr-TR"> </p>
<p lang="tr-TR">Veda etmedim. Aramayışımın nedeni hüznümden, her telefon konuşmasında ağlamamak için. Anlayın beni. Hepinizi çok seviyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kafein.cs.bilgi.edu.tr/2010/03/08/veda-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Nefes</title>
		<link>http://kafein.cs.bilgi.edu.tr/2010/02/22/yeni-nefes/</link>
		<comments>http://kafein.cs.bilgi.edu.tr/2010/02/22/yeni-nefes/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2010 03:38:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bahar Beyaznar</dc:creator>
				<category><![CDATA['Seksek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kafein.cs.bilgi.edu.tr/?p=4446</guid>
		<description><![CDATA[
Bilgisayar ekranına boş boş bakarken buluyorum kendimi. Keyifli, verimli ve eğlenceli bir Pazar gününün sonundayım. “Nerelerden nerelere geldin” diyorum kendi kendime.
 
Arkadaşım baş ucumda bir şeyler mırıldanıyor, laflayıp iki satır sohbetin belini kırıyoruz ama söylediklerine takılıyor zihnim. “Ben senin yerinde olsaydım”lı cümleler dökülüyor ağzından. Acaba hata mı yapıyorum gerçekten? İnsanlara gereğinden fazla değer vermek kullanılmak mı? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!-- 		@page { margin: 0.79in } 		P { margin-bottom: 0.08in } --></p>
<p style="margin-bottom: 0in;" lang="tr-TR">Bilgisayar ekranına boş boş bakarken buluyorum kendimi. Keyifli, verimli ve eğlenceli bir Pazar gününün sonundayım. “Nerelerden nerelere geldin” diyorum kendi kendime.</p>
<p style="margin-bottom: 0in;" lang="tr-TR"> </p>
<p style="margin-bottom: 0in;" lang="tr-TR">Arkadaşım baş ucumda bir şeyler mırıldanıyor, laflayıp iki satır sohbetin belini kırıyoruz ama söylediklerine takılıyor zihnim. “Ben senin yerinde olsaydım”lı cümleler dökülüyor ağzından. Acaba hata mı yapıyorum gerçekten? İnsanlara gereğinden fazla değer vermek kullanılmak mı? Ya da ne bileyim, Allah&#8217;a olan aşkı gerçekten sevdiğin bir insana da hisseder misin?</p>
<p style="margin-bottom: 0in;" lang="tr-TR">İşte hafızamdan bunlar geçerken, çocukluğum aklıma düşüyor. Güneşli bir sabaha uyanıp kahvaltı ettikten hemen sonra sokağa kendimi atmalarımı düşünüyorum. Bisiklet yarışı yapmalarımız, sapanla vurmaya çalıştığımız ama hiçbir zaman vuramadığımız kuşları, saklambacı, yakan topu, en çokta <em>seksek*</em> oyununu düşünüyorum.</p>
<p style="margin-bottom: 0in;" lang="tr-TR"> </p>
<p style="margin-bottom: 0in;" lang="tr-TR">Güzeldi çocukluğumuz. Minik kalplerimiz aşkın ızdırabını bilmezken, ufacık ellerimiz yerde bulduğu bir kiremit ya da taş parçasıyla çizerdi bir kaldırımın üzerine<em> seksek</em> alanını. Üzerine yazdığı sayıların yan yana gelip bizi büyüteceğini nereden bilebilirdik ki o vakit? 1, 2, 3, 4&#8230;</p>
<p style="margin-bottom: 0in;" lang="tr-TR"> </p>
<p style="margin-bottom: 0in;" lang="tr-TR">Güzeldi o günler. Sonrasında büyüdük. Belki bazılarımızın kalpleri aşkın ızdırabını henüz yaşamadı ama ızdırapsız aşka da aşk dememeyi öğrendik büyüdükçe. Değişmeyen tek şey var o günlerle şimdiler arasında. Yine <em>seksek</em> oynuyoruz bu hayat düzeninde. Sayıların, yani olayların üzerinde yine seke seke ilerleyip geri dönerken bizim için en önemli olaydan bir parça alıp hayat dersi çıkarıyoruz kendimize.</p>
<p style="margin-bottom: 0in;" lang="tr-TR">Yeni köşemde sizlerle hepimizin gün içinde karşılaştığı, ya da kalbinde, zihninde hissettiği sancıları, sevinçleri kısaca hayatın getirilerini konuşacağız.</p>
<p style="margin-bottom: 0in;" lang="tr-TR"> </p>
<p style="margin-bottom: 0in;" lang="tr-TR">Hoşgeldiniz efendim. Sefalar getirdiniz. İyi ki geldiniz.</p>
<p style="margin-bottom: 0in;" lang="tr-TR"> </p>
<p style="margin-bottom: 0in;" lang="tr-TR">* Köşemi seksek olarak etiketleyip yazılarıma can veren ve bu köşenin isminin fikir annesi olan Sayın Yasemin Dabraz Karaca&#8217;ya sonsuz şükranlarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kafein.cs.bilgi.edu.tr/2010/02/22/yeni-nefes/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
