• Ana Sayfa
  • '// Editörden
  • 'Aitsiz Kimlik
  • 'Ayna Ayna
  • 'Çizgi
  • 'Kolektif
  • 'Lezzet Köşesi
  • 'Sayılar ve Hayat
  • 'Seksek
  • 'Sinema
  • 'Spor
  • Aramızdan Ayrılanlar
Blue Orange Green Pink Purple

‘'Lezzet Köşesi’

Arşiv'de arama yapmak için:

Mar 08

Tencere Fajita

Geçen gün yemeğe çok sevdiğim bir kaç arkadaşımı çağırdım ve onlar için özel bir yemek yapmak istedim. Tadı damaklarında kalsın ama yapımı da çok zor olmasın istedim :) Henüz ne yapacağıma karar verememişken marketin yolunu tuttum. Raflara uzun uzun bakıp ne alacağımı düşünürken bir anda aklıma geçen ay gittiğimiz kafede yediğimiz yemek geldi “fajita”. Herkes ne kadar sevmiş ve üzerinde uzun uzun konuşmuştu, yemeğin neredeyse tarihini baştan yazacaktık. Aslında düşününce yemeğin sunumu, yanında verilen sosları ve tadı henüz marketteyken bile iştah açmaya yetiyordu. Yalnız tek sorun evdeki mutfak aletlerim bu yemeği yapmaya yeterli değildi. Bende malzemeleri alıp bu nefis yemeği, biraz Türk usulü biraz da öğrenci mutfağına uygun hale getirmeye karar verdim.

 

Malzemeler:

3 adet dana antrikot,

1 adet orta boy soğan,

1 adet kırmızı biber,

1 adet yeşil biber,

1 adet sarı biber,

1 çay kaşığı karabiber,

1 buçuk çay kaşığı kırmızı pul biber,

1 çay kaşığı kekik,

1 çorba kaşığı salça,

1 su bardağı su,

2 çorba kaşığı sıvı yağ.

 

Yapılışı:

Önce tenceremize yağımızı koyuyor ve kızan yağa 3 adet şerit şeklinde kestiğimiz etlerimizi atıyoruz. Etlerin üzerine baharatlarımızı ekliyoruz ve pişirmeye bırakıyoruz. Kendi suyunu çeken etlerimize ince ince doğradığımız orta boy soğanımızı ekliyoruz. Etlerimizle birlikte soğanların kavrulmasını bekliyoruz. Tabi bu sırada boş durmuyor ve renkli biberlerimizin içindeki tohumları çıkartarak ince ince halka şeklinde doğruyoruz. Soğanların kavrulmasına yakın biberlerimizi de tencereye ekliyor ve pişmeye bırakıyoruz. Biberlerin rengi değişmeye başladığında bir bardak su ve bir çorba kaşığı salçayı karıştırıp tenceremize ekliyoruz, kaynamaya bırakıyoruz. Kaynadıktan sonra sıcak sıcak servis yapıyoruz :)

Şub 22

PRATİK PASTA

Dışarıda hava öyle soğuk ki bizim iyiki başımızı sokacağımız bir evimiz var. Camdan bakıyorum gelen geçen insanlara, kiminin şemsiyesi uçuyor rüzgarla birlikte, kimi çantası ile kafasını kollamaya çalışıyor. Yağmura ve rüzgara inat köşede hediyelik eşya satan teyze gene aynı yerinde büyük şemsiyesinin altında müşterisini bekliyor. Babam o gece işte olduğu için ben gene annemle beraber sobamızın başındayım. Her zamanki gibi cama adımı yazıyorum. O sırada çok güzel bir bayan geçti bizim sokaktan. Bir elinde şemsiyesi, diğer elinde bir kutu var. Elindeki kutuyu camın buğusundan tam göremiyorum. O sırada annemin odunluğa gitmesi gerekti. Beni de evde asla yalnız bırakmaz. Bir iki dakikalığına annem beni hediyelik eşya satan teyzenin yanına bıraktı. Ben de bu sırada güzel bayanın elindeki kutuyu daha rahat gördüm. Çok güzel bir pasta kutusuydu. Kim bilir içinde ne güzel süslenmiş bir pasta vardır. Ben en son ev sahibimizin kızı Zehra’nın doğum günüde pasta yemiştim. O kadar güzeldiki anneme o günden beri doğum günümde öyle bir pasta istediğimi söylüyorum. Annem işini hallettikten sonra aldı beni eve götürdü. Sonra bir an istemeyerek içimdekileri sesli olarak dile getirdim.

“Anne ben pasta istiyorum” annem bir an işini yarım bırakarak bana döndü ve “Tamam yavrum doğum günün için söz vermiştim, o zaman sana çok güzel bir pasta alacağım.” dedi. Hayır ama ben şu an bir pasta istiyordum. Dudağımı büktüm, sinirli bir şekilde kanepeye oturdum. Annem işini bitirdi ve “Ben bulaşıkları yıkayacağım asma suratını lütfen.” dedi. Annem mutfağa gidene kadar suratımdaki ifadeyi bir türlü silemedim. Yarım saat sonra birden oturma odamızın ışıkları söndü. Bir anda panik olup anneme seslendim. Annem elinde bir tabak, üzerinde de bir mum bana doğru yaklaştı. “Hadi bakalım, ben sana kıyamam yavrum, erkenden kendi aramızda bir doğum günü yapalım.” dedi. O an o kadar mutlu oldumki, mumu üfledim ve ardından annem ışıkları açtı. Anneme sıkı sıkıya sarılıp teşekkür ettim. Koca bir dilim pasta yedim. Ben de bu güzel ve “Pratik Pasta” ‘nın tarifini sizlere vermek istedim. Kim bilir belki gecenin bir yarısı hepimizin pasta krizi tutabilir yaşımıza bakmadan.

 

MALZEMELERresim1

2 Paket Petibör,

1 Paket Hazır Puding,

100 gram Fındık,

Şekerlemeler (isteğe göre üzerine süs yapmak için ).

 

HAZIRLANIŞI

Öncelikle pudingimizi hazırlıyoruz. Pudingimizi soğutmadan kare veya dikdörtgen şeklindeki borcama bir kat petibör yerleştiriyoruz. Üzerine hazırlamış olduğumuz pudingten peitbörler gözüküzmeyecek şekilde koyuyoruz. Üzerine de fındıklarımızın bir kısmını hafif kırarak koyuyoruz. Bu işlemi pudingimizi ve borcamınızda yer bitene kadar yapıyoruz. Dikkat edeceğimiz püf noktası en üst kısmında puding olmasıdır. Üzerini kalan fındıklar ile süsleyebilir, 20 dakika buzdolabında beklettikten sonra servis edebilirsiniz.

Hepinize şimdiden afiyet olsun…resim2

Oca 25

Gripken mutfağa girmek sakıncalı :)

Aahh ahh finaller bitti rahatım derken grip oldum sevgili okuyucular. =(

Bu hafta sizleri mahrum edicem güzel tariflerimden ama öbür sayıyı bekleyin heyecanla. =)

Görüşmek üzere hepinize iyi tatiller diliyorum…

Oca 11

:””’(

Sevgili okuyucularım,

Bu haftalardaki sınav ve tez yoğunluğumdan dolayı canım ne gezmek istedi ne de mutfağa girmek o yüzden size bu hafta güzel bir yemek tarifi vermek yerine bir kaç öneride bulunmak istiyorum.

Şaşırtıcı fakat ocak ayında olmamıza rağmen havalar hala çok güzel. Bence bundan faydalanıp bitmiş finalleriniz için deniz kenarına gidip oturup çayınızı söyleyin, simidinizi bölün sıcak sıcak… Sonra gökyüzüne bakın uzun uzun… Oohh sefa yapın bir iki saatte olsa hepinize iyi gelir diye düşünüyorum.

Hepinize şimdiden afiyet olsun

:roll:

Ara 28

Yılbaşı Kurabiyeleri

Nimet:

Keşke şöminemizin önündeki mindere uzanıp arada bir yağan kara bakarken aramızda konuşsak geçen yılı ne güzel olurdu…

Gökçe:

Evet evet ne kadar güzel olurdu böyle her şeyden ve herkesten uzak…

Nimet:

Düşünsene bir yıl boyunca onca şey yaşadık, çok yorulduk. Şimdi yepyeni bir yılı karşılıyoruz. Ama sence ikimizde de yeni yılı karşılamanın gücü var mı ki?

Gökçe:

Yeni yılda herkes gibi biz de güzel dileklerde bulunursak, belki de bu yıl bize de uğur getirir.

Nimet:

Bence güzel dileklerde bulunursak bu uğuru kendimiz yaratmış oluruz.

Gökçe:

Mesela ne dilek dilesek ki?

Nimet:

İnsanlar için dürüstlüğü dileyelim, arkadaşlarımız için dürüstlüğü ve başarıyı dileyelim, kendimiz için hepsini birden dileyelim. Ve en önemlisi herkes için sevgi dileyelim ki insanlar birbirlerini karşılık beklemeden sevebilsinler…

Gökçe:

O zaman bence biz şimdi seninle mutfağa girelim ve yeni yıl için dilek kurabiyeleri yapalım mı ne dersin?

Nimet:

Sen yapalım dersinde ben hayır dermiyim balım =)

Gökçe:

Haydi o zaman sen şömineyi ayarla ben markete gidip malzemeleri alıp geliyorum..

MALZEMELERCIMG1318

2 buçuk su bardağı un

1 su bardağı toz şeker

1 tane yumurta

1 paket vanilya

125 gram margarin


SÜSLEMESİ İÇİN

Gıda boyası (aktarlardan temin edebilirsiniz)

Pudra şekeri

Çeşitli drajeler

1 tane A4 kağıdı

Kalem


YAPILIŞICIMG1322

Yumurtamızla şekerimizi derin bir kapta şeker eriyinceye kadar çırpıyoruz. Daha sonra eritip soğumaya bıraktığımız margarinimizi ekliyoruz. Üzerine unumuzu ve vanilyamızı ekleyip karışıtırmaya devam ediyoruz. Kulak memesi kıvamını yakaladıktan sonra hamurumuzu 1 saat dinlendiriyoruz. Ardından oklava yardımı ile açıp çeşitli kalıplarla ya da mutfağımızda bulunan malzemelerle mesela bardak ya da çatal olabilir istediğimiz şekli veriyoruz. Önceden ısıttığımız 150 derecedeki fırınımızda üzeri pembeleşinceye kadar pişiriyoruz. Piştikten sonra soğuduktan sonra süsleme için gıda boyamızı, pudra şekerimizi ve çeşitli drajelerimizi kullanıyoruz. Sonra kurabiyelerimizin alt kısımlarına küçük notlar yazıp şekerli su yardımı ile yapıştırıyoruz. Hepinize şimdiden afiyet olsun.


Yeni yılda sizlere sevgi, sağlık, mutluluk, aşk ve başarı diliyorum. İYİ YILLAR…

Ara 14

Ispanaklı Krep

Kadir kendine o günü tatil ilan etmiş. Birden uzun zamandır gitmediği Taksim’e gitmeye karar vermiştir. Uzun uzun kitap evlerinde vakit geçirmeyi planlıyormuş metrodayken. Sonra kendini Beyoğlu’na bırakı vermiş.

Tranvayın çan sesi, Lavanta satan kadının ve milli piyango satan adamın sesleri… Almış götürmüş Kadir’i çok uzaklara. İlk girdiği kitap evinde arka kapağını okuduğu 3 kitabı almaya karar vermiş ve kasaya ilerlemiş. Kasanın yanındaki promosyonlu vcd ve dvdlere bakarken, yıllardır görmediği bir kahramanını görmüş. Çocukluğunun en büyük kahramanı. Ona ıspanağı sevdiren adam “Temel Reis”. Hemen çekip çıkarmış onu diğer vcd ve dvdlerinin arasından aldığı kitapların en üstüne koymuş. Suratındaki çocuksu gülümseme ile kasiyere uzatmış. Eve gidip ilk işinin “Temel Reis”‘i izlemek olduğunu anlasın diye. Kitap evinden çıktıktan sora düşünmüş biraz. Evde yiyebileceği bir şey yok, yapmak için uğraşmakta istemiyor. Ne yapmalı, ne yapmalı? Bir yerlerde bir şeyler yiyip öyle eve gitmeli.

Oturmuş bir kafeye Kadir, getirmiş garson menüyü, sayfaları hızlı hızlı çevirirken karşısına “Ispanaklı Krep” çıkmış. Onu küçükken çok mutlu eden Temel Reis’in en çok sevdiği yemek, farklı bir şekilde karşısına çıkmış. Temel Reis’i bu kadar anmışken garsona siparişini vermiş ve heyecanla yemeğini beklemiş. Krebin verdiği o güzel koku ve ıspanağın verdiği tazecik tadla, Kadir çocukluğuna doğru yol almış.

Şimdi tadını Kadir’in damağında bırakan, bu eşsiz lezzet şöleninin tarifini sizlere de vermek istiyorum. Kim bilir, belki Temel Reis’in öğüdünü modernize edilmiş olarak dinlemek istersiniz. :)

 

MALZEMELER

Krep için

1 tane yumurtaimage

1 su bardağı süt

1 su bardağı un

1 çay kaşığı tuz

 

İç Harcı için

500 gram ıspanak

1 yemek kaşığı salça ya da 1 orta boy domates

2 yemek kaşığı sıvı yağ

ve damak tadınıza göre çeşitli baharatlar

 

YAPILIŞI

Öncelikle ıspanaklarımızı iyice yıkayıp, kısık ateşte bir tencerede haşlıyoruz. Başka bir tavada yağımıza salçamızı ve bahartlarımızı ekleyip basit bir sos yapıyoruz. Ispanaklarımız haşlanıp soğuduktan sonra suyunu süzüyoruz. Sosumuzu içine ilave ediyoruz. Harcımızı bir kenara bıraktıktan sonra, derin bir kapa unumuzu ve sütümüzü koyup topak olmayacak şekilde çırpıyoruz. Ardından içine yumurtamızı ve tuzumuzu ilave edip çırpma işlemine devam ediyoruz. Bu noktada dikkat etmemiz gereken şey; hazırladığımız krep hamurunun akışkan olmasıdır. Bir teflon tavaya az miktarda yağ ilave ediyoruz ve tavanın kızmasını bekliyoruz. Bir kepçe yardımı ile hamurumuzdan bir kepçe alıp tavamızın her yerine eşit miktarda gelecek şekilde koyuyoruz. İki tarafı da eşit miktarda pişince krebimizi tavamızdan alıyoruz. Bütün hamurumuzu bu işlemi yaptıktan sonra, kreplerimizin içine ıspanaklı harcımızı koyup, dört yanından kapatıp, ters çeviriyoruz. Bu sayede krepimiz servise hazır hale geliyor. İsteğe göre üzerine beşamel sos ekleyebilirsiniz. Hepinize şimdiden afiyet olsun. :)

Kas 30

Özür

Yazarımızın rahatsızlığı nedeni ile yazısı yayınlanmayacaktır.

BAHAR BEYAZNAR

Kas 16

Profiterol

Düşündüm düşündüm bu hafta çok düşündüm…

Ne yapsam da ağzımın suyu aksa, ne yapsam da akıllarda kalıcı olsa…

Ve sonunda karar verdim biten projelerin üzerine gitse gitse “Profiterol” gider.

O zaman takalım önlüklerimizi doğru mutfağa…

MALZEMELER

Hamuru için;

4 tane yumurta

1/4 paket margarin

1 su bardağı soğuk su

1 su bardağı un

1 cimdik tuz

Kreması için;

9 çorba kaşığı toz şeker

1 litre süt1

6 çorba kaşığı un

2 paket vanilya

Çikolata sosu için;

1 su bardağı toz şeker

1 adet yumurta

4 su bardağı süt

2 çorba kaşığı kakao

2 çorba kaşığı un

1 çorba kaşığı margarin

Orta boy pakette bitter çikolata (yaklaşık 100 gram)

YAPILIŞI

Tenceremizi orta ateşli ocağa koyup, içine margarinimizi ilave edip, eritmeye başlıyoruz. Ardından içine su ilave ediyoruz. Sonrada da içine un ilave ediyoruz. Unu ilave ettikten sonra sürekli karışımı karıştırmalıyız ki dibi tutmasın. Bu sırada tenceremizin dibinde ince bir hamur tabakası olmalıdır. Hamur olduktan sonra ocaktan alıp soğumaya bırakıyoruz. Soğuduktan sonra 4 yumurtamızı tek tek hamurumuza iyice yoğurup yediriyoruz. Bu işlemi bitirdikten sonra hamurumuzu top top sıkmak için ya sıkma torbasına koyabiliriz ya da temiz bir poşet yardımı ile sıkabiliriz. Hamurumuzu koyacağımız tepsiye yağlı kağıt koymayı unutmayalım. 150 derecedeki fırınımızda üstleri hafif pembeleşinceye kadar pişiriyoruz. Piştikten sonra kapağı açmayalım ki hamurlarımız kabarıklığını kaybetmesin.

Kremamızı içinse, sütümüzü, şekerimizi ve unumuzu bir tencerede sürekli karıştırarak pişiriyoruz. Kıvamını yakaladıktan sonra vanilyamızı koyup, kremamızı soğutmaya koyuyoruz.

Çikolata sosu içinse, Bitter çikolatamız hariç bütün malzemelerimizi tencerede pişiriyoruz. Hazırlanan harcın içine en son bitter çikolatayı ilave ediyoruz ve çikolata sosumuzuda soğumaya bırakıyoruz.

Bütün malzemelerimizi hazırlandıktan sonra hamurlarımızı bir bıçak yardımı ile ikiye bölüyoruz içine kramamızdan ekliyip güzelce bir kaba koyuyoruz. Bütün hamurlarımıza aynı işlemi yaptıktan sonra üzerine sosumuzu ilave ediyoruz.

Hepinize şimdiden afiyet olsun… :lol:

Kas 02

Limon Cafe…

Bu hafta bir çoğumuz için çok yorucu olsa gerek. Malum bir yandan soğuk havalarla boğuşuyoruz bir yandan da üst üstte gelen vizelerimizle. Sıcak bir tabak yemeğe hasret kaldığımız bugünlerde hepimiz mutfağa daha az girip uğraşıyoruzdur. Bu dönemde fast food tarzı yiyeceklerle sağlıksız besleneceğimize, okulun kantinine oranla daha uygun ve daha lezzetli yemekler sunan “Limon Cafe” ‘ye gidebiliriz. ;-)

 Hepimizin yakından tanıdığı okulumuzun dolapdere kampüsünün karşısındaki büfenin sahibi Serkan abinin devraldığı “Limon Cafe” yeni tarzı ile hem ev sıcaklığında bir ortam, hem de leziz yemekleri ile annemizi yanımızda hissetmemize neden oluyor. İşte Limon Cafe’nin speciallerinden biri olan “Soya soslu tavuk“.  

Haydi bakalım takalım önlüklerimizi doğru mutfağa bakalım Limon Cafe’nin ki kadar lezzetli bir sonuç çıkaracakmıyız … :)

 

 

 

MALZEMELER

500 gram tavuk göğüsüyemek2

6 çorba kaşığı soya sosu

100 ml krema

2 çorba kaşığı sıvı yağ

Çeşitli Baharatlar

YAPILIŞI

Tavamıza yağımızı koyup tavuklarımızı orta ateşte güzelce pişiriyoruz. Ardından soya sosumuzu ve baharatlarımızı ekleyip, tavuğumuzla güzelce harmanlıyoruz. Kıvamını yakaladıktan sonra kremamızı ekleyip servise hazır hale getiriyoruz.   

Bu leziz yemeği sevgili Spor yazarımız Ercan’a bu güne kadar dergimiz için yapmış olduğu ve yapacağı bütün emeklerinin karşılığı olarak “Limon Cafe”‘de tatdırma sözü veriyorum. 8-)

 

 

 

Şimdiden hepinize afiyet olsunn…. :mrgreen:

Eki 19

Çökertme Kebabı…

:lol: Üç kişi düşünün, açlıktan ölmek üzere olan… Beyoğlu’ nun tozlu yollarında yemek yemek için bir yerler arayan… Ta ki onca yolu arşınlayıp güzel bir teras katı bulana kadar. Yemek menüsüne bakarken ikisi birbirlerinden aldıkları tavsiyeyle makarna yemeğe karar verir, bir diğeri ise “Çökertme Kebabı”. Sipariş vermenin rahatlığına kavuşan bu üçlü, biraz sonra yüzlerinin alacağı şekli bilmemektedirler. Bu eşsiz terasın manzarasında sohbet etmeye başlayıp midelerinden gelen sesleri de bu sohbete katan üç kafadar, sohbetin derinliğinde masaya gelen yemekleri fark ettiklerinde, bir tanesi hariç diğerlerinin yüzü bir anda değişir. Sebebini anlamak için uğraşmaya gerek yok; çünkü “Çökertme Kebabı” denilen yemek harikulade ve oldukça doyurucu gözükmektedir, makarnalar ise tane hesabı… Derince bir kapta kibrit patatesler üzerine dökülen süzme yoğurda, domates sosunun ve ızgara etlerin eşlik ettiğini hayal edin, karın acıktırmaya ve acıkan karını doyurmaya sizce de yetmez mi?  Tabi o akşam o masadan bir kişi tok ve mutlu kalktı, diğerleri ise birbirlerini terastan aşağıya atma düşüncesiyle…


MALZEMELER

4 Tane büyük boy patates,Cokertme_b

3 Tane büyük boy domates,

500 Gram yoğurt (süzme ya da normal yoğurt),

300 Gram, yaklaşık 3 Dilim Bonfile,

1 Yemek kaşığı salça,

2 Yemek kaşığı tereyağ,

3 Yemek kaşığı sıvıyağ,

1 Tatlı kaşığı tuz.

YAPILIŞI

Öncelikle, 4 büyük boy patatesi soyup cips şeklinde kestikten sonra kibrit şeklinde doğruyoruz. Patateslerimizi kızdırdığımız yağda kızartıyoruz. 3 Büyük boy domatesin kabuklarını soyduktan sonra, 1 tanesini küp küp doğruyoruz ve diğer ikisini rendeliyoruz. Küp küp doğradığımız domatesimizi bir yemek kaşığı yağ ile kavurmaya başlıyoruz. Rengi turuncuya dönen domateslerin üzerine rendelediğimiz domateslerimizi de atıyoruz ve pişmeye bırakıyoruz. Pişmesine yakın 1 yemek kaşığı salçamızı ekleyip biraz da tuz kattıktan sonra sosumuzu 5 dakika daha pişiriyoruz.  Julien usulü doğradığımız etlerimizi 2 yemek kaşığı tereyağı ile kızartmaya başlıyoruz. Piştiğinden emin olduğumuz etlerimizi, kızarttığımız kibrit patateslerin üzerine yoğurdumuzu döktükten sonra tabağın kenarlarına ekliyoruz. Üzerine domates sosumuzu ilave ediyoruz. Hazırlaması ve pişirmesi bu kadar kolay olan bu yemeği yemeğe doyamayacaksınız.

 Şimdiden hepinize afiyet olsun…

Eki 04

OMLETLİ BÖREK

Bir gece yarısında evin kapısı çalar. İlk başta ev hanesi tedirgin olur, gelen kim acaba diye. İşten yorgun gelen baba, o gece erkenden uyumuştur. Anne, kapıdakini daha fazla bekletmemek için kapıya yönelir ve açar. Bu misafir alt kat komşusu Halime hanımdır. Kendisi 25 yıllık sınıf öğretmenidir. Çocukları kadar sevdiği öğrencileri ile dolu dolu günler geçirmiştir. Yarın, onun bu sene mezun edeceği 5. sınıfların, 3 tembel öğrencisinin velileri ile görüşmesi vardır. Gün boyu okulda olacağı için, onlara güzel ve pratik bir şeyler ikram etmek ister fakat ne yapacağına karar veremez. Bu yüzden üst kat komşusu ona, adı bir yana, tadı bir yana olan “Omletli Börek” tarifini verir.

Haydi bakalım biz de takalım önlüklerimizi doğru mutfağa…

MALZEMELER

2 tane yufka,

1 çay bardağı sıvı yağ,

25 gram tereyağ,

1 buçuk çay bardağı süt,

2 tane yumurta,

100 gram lor peyniri,

ve yarım demet maydanoz.

YAPILIŞI

Teflon bir tavanın yüzeyini tereyağı ile hafifçe yağlayalım. Bir kapta yumurtaları, sıvı yağı ve sütü çırparak karıştıralım. Tavaya hazırlamış olduğumuz karışımın 3’te 1’ni koyuyoruz. Üzerine bir yufkayı serelim. Kenarlarını dışa taşırarak fazlalıkları koparalım. İri bir şekilde parçalayıp ilk yufkanın üzerine yayalım. Kalan harcın yarısını yufkaların üzerine dökelim. Üzerine lor peyniri ve maydanozu ekleyelim. Kalan diğer yufkayı da iri bir şekilde parçalayarak üzerine yayalım. Kalan harcın tamamını üzerine döktükten sonra, ağır ateşte böreğin bir yüzünü kızartalım. Daha sonra kapak yardımı ile böreği çevirip, diğer yüzünü kızartalım.

Siz değerli okuyucularıma ve Halime Hanım’ın velilerine afiyet olsun J

Eski yazılar »

Kafein Cs-dergi

  • - Kafein ... -
    Kafein Canlandırır...

    Kafein Tanıdıktır...

    Kafein Uyandırır...

    Kafein Bağımlılık Yapar...




  • Ana Sayfa
  • '// Editörden
  • 'Aitsiz Kimlik
  • 'Ayna Ayna
  • 'Çizgi
  • 'Kolektif
  • 'Lezzet Köşesi
  • 'Sayılar ve Hayat
  • 'Seksek
  • 'Sinema
  • 'Spor
  • Aramızdan Ayrılanlar

© Kafein Cs-dergi. Bazı hakları saklıdır.
Tema [Smashing Magazine]

Yukarı Çık