• Ana Sayfa
  • '// Editörden
  • 'Aitsiz Kimlik
  • 'Ayna Ayna
  • 'Çizgi
  • 'Kolektif
  • 'Lezzet Köşesi
  • 'Sayılar ve Hayat
  • 'Seksek
  • 'Sinema
  • 'Spor
  • Aramızdan Ayrılanlar
Blue Orange Green Pink Purple

‘NiModa’

Arşiv'de arama yapmak için:

Ağu 09

Nereden çıktı bu blucin?

Bu sorunun yanıtını vermeden önce yaptığım araştırmalardan bir derleme yapıp sizlerle paylaşmak istedim. blucinlerNe tarz müzik dinlersen dinle, ne tarz giyimi seçersen seç, uç noktaların kıyafet denilince tek bir ortak noktası var; blue jean -neden ısrarla “kot pantolon” denilmediğini anlamayarak -. Sokakta gezerken, işe giderken, gece dışarı çıkarken, ağır işlerde çalışırken pek çok kişinin seçimi olan kot pantolonun bu kadar çeşidi olmasına şaşmamak gerek. Peki ya bu blue jean denilen pantolon hayatımıza nasıl girdi?

18. yüzyıla gidip bu başarı hikayesini kendi gözlerimizle görme şansımız en azından şuan için olmadığından -kim bilir belki ileride geçmişe de yolculuk yapabiliriz- bu konuyla ilgili yapılmış araştırmalara bir göz atarak sizlerle kot pantolonun günümüze kadar gelen hikayesini paylaşmak istiyorum.

Günümüzde kılık kıyafetin en önemli parçası haline gelen kot pantolon San Francisco’ da doğmuş. Neden ve nasıl sorularının cevapları ise şöyle;

Eğer en başa gidersek 1848 yılında New Jerseyli bir marangoz olan James Wilson Marshall, California’ da değirmen inşa ederken altına hücum devrini başlatacağını sanırım
levi-strauss

Levi Strauss

bilemezdi. Bulduğu bir miktar altın sayesinde pek çok maceraperest altın arayıcısını buraya çekti. Bu altın arayıcılarının arasında biri vardı ki o altından çok ticaret yapmakla ilgileniyordu. 1853′ de 24 yaşındaki Bavyeralı Levi Strauss yanına aldığı bol miktarda çadır bezi, ev ve at arabası örtüsü, bunun yanında pek çok kumaşla altın arayıcılarının yanında yer aldı. Bu genç ve akıllı tüccarın malları büyük talep gördü, ne de olsa aylarca orada altın arayan insanların en fazla bu kumaşlara ihtiyacı oluyordu. Buna rağmen elinde kalan çadır kumaşlarını da değerlendirmek isteyen Levi, bir müşterisinin dayanıklı pantolon bulamadığından yakınması üzerine, elinde ki kumaşları anlaştığı terzi sayesinde pantolon haline getirmeye başladı ve böylece 126 yıllık serüveni başlatmış oldu.

Ağır işlerde çalışan işçilerin ilk tercihi olmasına rağmen, kovboylarda dayanıklı olan bu pantolonun akımına kapılanlar arasında yer aldı. Yalnız tek bir farkla; onlar altın arayıcıları ve diğer işçilerin aksine ata binmeyi kolaylaştırdığı için daracık olanları tercih ediyorlardı.

1902′ de ise bu dayanıklı ve sık kullanılmaya başlayan pantolonların değişen dünyaya ayak uydurabilmeleri için, arka kısmına iki cep dikti böylece kot pantolon günlük yaşamda kullanılabilecek bir kıyafet haline geldi. Bu tasarımı Levi Strauss’ un kot pantolonu yaygınlaştırmak için yaptığı son hamleydi çünkü aynı yıl vefat etti. 1947′ de vücut tipine uygun kesimlerle Wrangler markası kotun günlük yaşama geçişini sağlamış oldu.

1951′ de giydiği jean smokinle Bing Crosby, 1955′ de Rebel Without A Couse’ da -Asi Gençlik- giydiği kot pantolonla James Dean, bu jean denilen pantolona büyük sükse kazandırdı ve böylece kot pantolon akımı hızla yayıldı.

60lar 70ler derken 80lere gelindiğinde kot pantolon, tüm dünyada artık gündelik yaşamın bir parçası haline geldi.

Şimdilerde ise çeşit çeşit tasarımlarıyla neredeyse her marka kot pantolon üretmekte ve yıllardır devam eden bu akıma her gün yeni bir modeli eklenmekte…

Blue jean hakkında ufak bilgiler;

  • Denim denilen bir kumaş kullanılarak kot pantolon elde edilmektedir.
  • Denim, 17. yüzyılda Fransa’ da yapılan çift katlı bir dokumadan üretilmiştir (Serge de nimes).
  • Jean kelimesi ise Genovalı denizcilerin pamuk, keten ve yün karışımından oluşan bu kumaşı giysi yapmalarından gelmektedir.
  • Kot pantolonların ilk renkleri siyah, yeşil ve beyazdı. Leke göstermediği Levi Strauss, kotların rengi konusunda lacivertte karar kılmıştır.

coloured_jeans_topshop Bu yılın en gözde kot modelleri ise bol ve yırtık kotlar. Tabi bunun yanında bir de rengarenk kot modelleri de oldukça revaçta. Bu yıl çevremizde sıklıkla yıpranmış, bol ve yırtık kot pantolonlar, kot şortlar, kot etekler göreceğiz. Çeşit çeşit kot pantolon modellerine vitrinlerde oldukça sık rastlayacak gibiyiz. Çünkü skinnyler, geniş paçalar, yüksek belliler, paçaları uzun kıvrılabilen modeller rafa kalkmışa benzemiyor.

Levi Strauss sayesinde başlayan bu akım şimdilerde moda olmanın çok ötesinde…

Tem 26

76 Yıldır Timsahlayız

renelacoste

Rene Lacoste

1920’ li yıllarda tenis gerçek anlamda şu andaki konumundan daha fazla ilgi görüyordu. Tenis oyuncularının giyim tarzı ise bugünkünden oldukça farklıydı; örneğin, tenis oyuncuları uzun kollu gömlekler giyerek maçlara çıkıyordu. Hem gömlekle oynamanın zorluğundan hemde teri yeterince emmediğinden şikayet eden oyunculardan biri olan Rene Lacoste, tenisçiler için daha kullanışlı ürünler tasarlamak istedi ve polo oyuncularının kullandığı ürünleri geliştirerek bu işe başladı. Bu kıyafetleri giyerek tenis maçlarına çıkan Lacoste’un büyük yankı uyandırması üzerine, sporcularla birlikte pek çok kişi de bu kıyafetleri kullanmaya başladı.

1925 yılında Amerika’da oynayacağı bir maç için rakibiyle bir mağazada görüp beğendiği timsah derisi çanta üzerine iddaya giren Rene Lacoste, maçı kaybeder. Fakat bu iddayı duyan Amerikan basını, meydan okumaları ile sahada kendini gösteren Rene Lacoste’a “timsah” lakabını takar. Farkında olmadan 1933 yılında çıkacak olan markanın logosunun temellerini de böylece atmış olur.

 

1927 yılında Robert George, arkadaşı Rene Lacoste için bir timsah resmetti. 1933 yılında ise Rene Lacoste’un başka bir arkadaşı olan Andre Gillier, Lacoste’un tasarladığı ürünlerin patentini alıp lakabı olan timsahı da logo olarak kullanarak markayı dünyaya getirmiş oldu. Bu sayede tarihte ilk defa bir tekstil ürününün üzerine, görünebilecek bir şekilde logo yerleştirildi.

 

O yıllarda öncelikle tenis oyuncularını düşünerek tasarlanmış olan bu kıyafetler şimdilerde oldukça çeşitlilik kazandı. Tekstil ürünleri dışında ayakkabı, çanta, kemer, saat, parfüm, gözlük vb. ürünleri de ortaya çıkardı.

timsahlarrrrr

yeni tasarım

1933’ ten bu yana 76 yıl geçti ve markanın 2000 yılından beri tasarım direktörü olan Christophe Lemaira “Bu özel koleksiyon, markanın köklerinin kutlaması niteliğindedir” diyor ve koleksiyonu yaratırken Lacoste markasının tarihinden ve markanın kurucusunun hayatından, onun yaşam tarzından ilham aldığını belirtiyor. Bu özel koleksiyonda klasik çizgilerin yanında gençler için de özel ürünler tasarlanmış. Koleksiyonda beyaz blazer ceketler, pastel renklerin kullanıldığı polo yaka t-shirtler, yüksek belli denizci pantolonları, çizgili ve puantiyeli pike kumaşlarla hazırlanan t-shirt ve elbiseler dikkat çekici görünüyor.

 

Lacoste’ u dünya markası haline getiren ve bu kadar sevilmesine neden olan bazı nedenleri sıralarsak;

* Lacoste t-shirtlerinde üretildiği ilk günden beri mısır pamuğu kullanılıyor.

* Her t-shirt yaklaşık 20 kilometre pamuk ipliğinden oluşuyor.

* Petit Pique yani pöti pike dokuma tekniği sayesinde kumaş, giysinin daha konforlu ve hafif olmasını sağlıyor.

* Bir Lacoste t-shirtünün ağırlığı ortalama 230 gramdır.

* 13 saat ve üzeri boyama işlemi sayesinde ipliğin boyayı tamamen emmesi ve kaliteli renklere sahip t-shirtler üretilmesini sağlıyor.

* Kullanılan düğmeler sedeften yapılıyor.

* T-shirtler, 55 farklı renkte üretiliyor.

 

  

* Bu yazı alıntılar içermektedir.

 

 

 

Tem 12

Dört duvar arasında değişen dünya!

yatak-odasi

Odanız sıkıcı bir hal aldı ve biraz değişiklik yapmak istiyorsunuz. Bunu yaparken de modadan uzaklaşmak ve fazla para harcamak istemiyorsunuz. O halde yaratacağınız ufak tasarımlarla ve büyük paralar ödemeden satın alacağınız objelerle kendinize daha yaşanılası ve daha keyifli bir ortam hazırlayabilirsiniz.

Evinde mutlu olmak herkesin hakkıdır. Mesela yumuşacık bir yatakta uyanmak… Aynada gülümseyerek, güne iyi başlamak… Gün ışığı ile buluşan duvarlardan enerji alabilmek… O halde bunları odanıza uygulamanın vakti geldi. Şimdi mutlu olma zamanı…

İşe öncelikle duvarlardan başlayalım, duvar renginiz hoşunuza gitmiyor ve farklı bir renge boyamak ya da boyatmak istiyorsunuz. O halde, öncelikle değişiklik yapmak istediğiniz odayı ne için kullanacağınızı bilmeniz gerekir. Eğer oda yatak odanız ama aynı zamanda çalışma alanınızsa, burada dinleniyor burada ders çalışıyor, projelerinizi burada geliştiriyor ve dikkat gerektiren pek çok işi de burada yapıyorsanız; tercih edeceğiniz renk bu senenin de modası olan mor olmalı. Morun açık tonları olan lavanta, leylak ve orkide yatak odası ve çalışma odasında kullanılabilir. Eğer daha çok dinginlik ve konsantre olabilmek istiyorsanız morun bir iki rengini aynı anda kullanabilirsiniz. Hem uyuma, hem dinlenme, hem de çalışma amaçlı kullanılan odalarda tavsiye edilen bir başka renk ise turkuazdır. Turkuaz, kullanıldığı ortama canlılık ve ferahlık katar, aynı zamanda mekanı geniş gösterir.

Ama renk konusunda bir türlü karar veremediniz üstelik bu yılın modasının duvar kağıdı olduğunu öğrendiniz ve duvar kağıdınında hoş olabileceğini düşünmeye başladınız. Ama hangi duvar kağıdı? Hepsinin güzel olduğunu düşünüyorsunuz, o halde sizde hepsini asın…

Adım1: Boy boy tuval alın.

Adım2: Beğendiğiniz duvar kağıtlarından, aldığınız tuvallere uygun boyutlarda kestirip satın alın.

Adım3: Sprey yapıştırıcı ile ya da uhu ve benzeri bir yapıştırıcı ile (uhu, duvar kağıtlarıyla tuval arasında potluk yapabilir) kağıtları tuvallere yapıştırın. İşte bu kadar kolay! Size desenlerinizle mutlu bir yaşam diliyorum.

Sıra geldi mobilyalara… Yenisini alabilirim diyorsanız sizi IKEA mağazalarına yönlendirmekte bir sakınca görmüyorum. Sıradan bir mobilyacıdan ya da ünlü mobilya markalarıyla aynı kalitede olmasa yatak odasıda onlara yakın bir kalite, fakat onlardan oldukça uzak bir fiyat aralığı sunuyor. Mutlaka kesenize uygun bir şeyler bulabilirsiniz. Ama yine de benim kesemi aşıyor diyorsanız, ikinci el mağazalara uğrayabilir ya da mobilyalarınızı yeniletebilirsiniz. Ortaköy, Beyoğlu, Üsküdar, Eminönü ikinci el eşya konusunda en sık uğranılan yerlerden. Siz mobilyalarınızı satın almadan önce sadece tarzınızı belirleyin… Avangard mı? Modern mi? Klasik mi? Fantastik mi? Tarzınızı biliyorsanız işiniz çok kolay. Sadece mağazadan içeri girip alış verişe koyulun…

Aynı ev, aynı mobilyalar, aynı duvarlar. Ama siz değişiyorsunuz. Zevkleriniz, yaşam biçiminiz, tarzınız değişiyor. Trendler, mevsimler, arkadaşlar değişiyor… Siz değiştikçe, evinizde size uyum sağlıyor. Dört duvar arasındaki dünyanız sizi yansıtıyor. Bu yüzden mobilya ve objeler sizi yansıtmalı. Değişen dünyanızda, tarzınızda yapacağınız değişiklikleri önceden kestirebilmelisiniz. Unutmayın ki onlarında karakterleri var! Kıvrımlı hatlarıyla seksi bir yatak, zeki bir elbise dolabı, esprili bir koltuk ve açık sözlü çalışma masası…

Uzun zamandır ortada duran ve belki de hediye olarak gelmiş bu yüzden de bir türlü elden çıkaramadığınız bir vazonuz ya da kalemliğiniz mi var. O halde rengarenk çıkartmalardan istediğiniz model de olanlardan kesip üzerine gelişi güzel yapıştırabilirsiniz. Dilerseniz duvar kağıtlarından kalan parçadan biriyle kaplayabilirsiniz. Böylece yeni bir tarza sahip olacaktır.

Mimar ya da inşaat mühendisi bir arkadaşınız yoksa hemen bir tane edinin çünkü yemek masanızın ya da yemek için kullandığınız sehpanızın proje eskizlerine ihtiyacı olabilir. Neden mi? Nasıl mı? Şöyle ki, A3 boyutunda keseceğiniz eskizleri pvc kaplatarak, projelerden Amerikan servis yapabilirsiniz. Benim bir çizer dostum yok üstelik bulamam da diyorsanız, aynı işlemi fotoğraf kullanarak da yapabilirsiniz. Sevdiğiniz birinin, dostlarınızın ya da hoşunuza giden bir manzaranın eşliğinde yemek yemek hoş olabilir, ne dersiniz?

Dolunayı odanıza alın. Nasıl mı? Boşlukta ve saydam ortamlarda hızla ilerleme gücüne sahip olan ışık, ampul ve aydınlatma sayesinde gözle görülür bir hal aldı. Işığın sihrine kapılan insanoğlu farklı romantik-mumlartarzlarda avizeler, farklı renklerde ampuller yaratıp durdu. Dolunayı odanıza kağıt fenerlerle çekebilirsiniz. Her rengi satılan bu fenerlerin parlak beyazlarından edinip deneyebilirsiniz. Limbolarda ise dolunayı sanki cam bir silindirin içine hapsetmişler ve siz onlardan satın alıp odanıza dolunayı sokabilirsiniz.

Mumla gelen saadeti bilir misiniz? Mumların titrek ışıkları karanlık ortamlarda romantik bir atmosfer yaratır buna kokuların gücü de eklenirse, sizi mumla gelen saadet dolu günler bekler. İster yatak odanızda, ister çalışma odanızda, ister banyonuzda kullanın, mutlaka mum ve kokunun dinlendirici etkisine kapılacaksınız.

puzzle saat

puzzle saat

Her şey istediğiniz gibi oldu, odanızı tarzınıza göre dizayn ettiniz. Dakik olmak zorunda olmasanız bile odanızın bir köşesinde mutlaka saat bulundurmalısınız, belki küçük bir duvar saati, belki de alarmını kurabileceğiniz bir masa saati… Ayrıntı olarak duran bir saat eşyalarınızla uyumlu ise odanıza çok hoş bir hava katabilir. Eğer sabahları uyanmak sizin için çok zorsa ve beş dakikada bir çalan alarmlar uyanmanıza yardımcı olmuyorsa bir de puzzle saati deneyin. Oldukça şık modelleri bulunan bu saat, alarmı çalmaya başlar başlamaz tepesinde bulunan dört puzzle parçasını havaya fırlatıyor. Ve siz bu parçaları yerine yerleştirmeden susmuyor. Biraz işkence gibi görünüyor ama uyanmanız garanti.

Haz 28

Manzaranın Tadını Çıkarın!

Ağzınızın tadını çok iyi biliyorsunuz ve damak tadınıza uygun yemekleri farklı mekanlarda çok sık deniyorsunuz. Dünya mutfakları, karışımlar, farklı kültürlerin yemekleri derken bu değişimler bir yerden sonra artık eğlenceli gelmemeye başlıyor. Bu eksikliği ne yemeğinize eşlik eden içkiniz ne de yanıbaşınızda sizinle sohbet eden arkadaşınız gideriyor. Yalnızlık istiyorsunuz, belki yemeğinizde size eşlik eden yalnızca manzara ve müzik olmalı…

 

İşte böyle bir anda gidebileceğiniz üstelik müziğin yanında, eşsiz manzarasıyla size eşlik edecek ve şimdilerde moda olan mekanlara bir gözattım. Sizler için ufak bir derleme yaptım, umarım hepinizin hoşuna gider…

mano1

Mano Bistro

 

 Manzara ve müziğin yeni dansıdır Mano Bistro. Öyle ki, Taksim-Tünel hattında pek çok terasa rakip olacak bir manzaraya, Nu-jazz ve 70ler’den günümüze uzanan geniş bir müzik yelpazesine, bunun yanında enfes yemeklere sahiptir. Mano’ ya giderseniz eğer sizi tam karşınızda bütün güzelliği ile Kız Kulesi karşılar. Bu yakınlığı kendileri ve Mano’ nun misafirleri şöyle tarif eder “Beyoğlu’nda bir teras fakat Kız Kulesi’ne yüz kulaç mesafede”. Son günlerde moda olmaya başlayan bu mekan adından sıkça söz ettirecek gibi. Bir yandan yemeğinizi yiyip, içkinizi yudumlarken size eşlik eden müzikle manzaranın tadını daha da derinden hissedeceksiniz. İster yalnız, ister sevdiklerinizle gidin arkanıza yaslanıp, müziğe kulak verirken manzaranın tadını çıkarmayı unutmayın.

 

 NuTeras

NuTeras

  Limonlu Bahçe, gürültüden bunalıp, sakinlikte rahatlamak isteyenlerin uğrak yeri. Hem şehirin tam göbeğinde olup hem de sakin bir ortamda sohbet etmek, dinlenmek ya da her damak tadına uygun atıştırmalıklardan denemek istiyorsanız Tünel’e doğru inerken Galatasaray Lisesi’nden sola dönün. Bahçeye açılan merdivenlerden ağır ağır inerken, içinizi kaplayan huzur hissine şaşırmayı bir kenara bırakırsanız kendinizi limon ağaçlarının altında ki minderlerden birine atabilir ya da hamakta keyif çatabilirsiniz.

NuTeras’ta iseniz, hem lezzetli yemeklerden tatmak hem de muhteşem İstanbul manzarasını seyretmek istiyorsanız, yanlış yerde değilsiniz demektir. Nefis yemekleri, fark yaratan içecekleri, yemek sırasında eşlik eden güzel müzikleri ve otantik İstanbul manzarasıyla yemek yemeyi sizde tutku haline getirecektir. Gün batımında Haliç’in ışıltısında yemeğinizi yedikten sonra, nefis bir kokteyl ile geceye başlayabilirsiniz. NuTeras’ ta hareketlilik gece yarısından sonra başlıyor. Müziğe tutkun bir dj ile sabahın ilk ışıklarına kadar manzaraya doyabilirsiniz.

  

360 İstanbul

360 İstanbul

 Günbatımının İstanbul üzerinde ki etkisinden kurtulmak kolay değildir, bu anlarda tüm İstanbul’ u gökyüzüne yakın bir yerden görme arzusu sararsa içinizi ilk uğrak yeriniz olsun 360 İstanbul… Bir şeyler içmek için, zengin menüsünden seçebilirseniz eğer güzel bir yemek yiyebilmek için, günbatımını izledikten sonra 3 farklı konseptten birini seçip eğlencenize devam edebilmek için uğrayabileceğiniz nezih mekanlardan biri. 360 İstanbul restaurant, bar ve club gibi farklı konseptlerle misafirlerini ağırlıyor. Siyah, beyaz ve kırmızının uyumunun yansıtıldığı konsept, enerjinizin yükseldiği hissine kapılmanıza neden oluyor. Üstelik manzara karşısında başınız dönerken ister İstanbul’ un panaromasını 360 derece izleyin, ister manzaraya karşı dans edin ama yine de bir kere olsun burayı ziyaret edin

  

centralpub-03

Central Cafe & Restaurant

Sultanahmet’ e yolunuz düşerse asla gözünüzden kaçmayacak butik otellerden Faros Hotel’in giriş katında bulunan Central Cafe & Restaurant’a uğramadan geçmeyin derim. Yeni dizaynıyla hem göze hem kulağa hitap ederken, menüsünde bulunan enfes yemekleri Türk ve İtalyan mutfağından. İster açlığınızı bastırmak, ister sadece bir şeyler içmek için uğramış olun, hoş konseptiyle sizi oranın müdavimleri arasına mutlaka sokacaktır. Sultanahmet’in en havalı, en karizmatik ve bir o kadar da eğlenceli mekanlarından olan Central, turistlerin gözdesi halinde. Sultanahmet’ in gizemli ve otantik havasını solurken nefis yemekler, özel kokteyller ve iyi bir müzik isteyenlere şiddetle tavsiye ederim.

  

Lokma

Lokma

 Anadolu yakasında manzaraya karşı teras keyfi yapacağımız bir yer yok diyenlere, Moda Teras’ ı öneriyorum. Hem de Kalamış Koyu, Fenerbahçe Burnu ve Adalar’a karşı… İster kahvaltı, ister yemek, ister bir organizasyon için gelin Adalar manzarasına karşı mutlaka bir şezlonga uzanın…

 Rumelihisarı’na doğru sahil boyu giderken hem denize karşı bir yerlerde oturmak hem de nefis bir fajita yemek istiyorsanız Lokma sizin için doğru adres. Farklı farklı koltuklar, masalar, vintage objeler, içi kitap ve dergiyle dolu ahşap kütüphane, içi şeker dolu kavanozlar… Kısacası farklı parçaları birayara getiren, dikkat çeken bir tarza sahip. İçerisi olduğu kadar bahçe konseptide ilgi çekici; salıncak ve ferforje kameriye benim favorim arasında. Denizle aranızda yol olmasına rağmen ne geçen arabalardan rahatsız oluyorsunuz ne de yürüyen insanlardan, mekanın oldukça yüksek seviyede oluşu sizi sadece denizle bütünleştiriyor. Lokma geniş bir menüye sahip ve menüde tadılmayı bekleyen nefis yemekler, atıştırmalıklar, kahvaltılıklar ve içecekler var.

.

 Leb-i Derya

Leb-i Derya

Hiç İstanbul manzarasını izlerken denizle dudak dudağa oturdunuz mu? Son günlerin en moda yerlerinden biri olan Leb-i Derya’ nın, ister Kumbaracı yokuşunda bulunan terasına ister Richmond Oteli’ nin en üst katında bulunan restoranına çıkın göreceğiniz manzaranın enfesliği değişmeyecektir. Menüye gelince Osmanlı ve kozmopolit İstanbul mutfaklarından izler taşıdığını hemen fark edeceksiniz, iddalı pek çok yemek ismine sahip bu menü, tat olarak da bu isimlerin hakkını veriyor. Müthiş bir mutfağa sahip Leb-i Derya’ da bulunduğunuz süre içinde manzara karşısında İstanbul’a tekrar aşık olacaksınız. Damak zevkiyle ürpereceğiniz yemeklerden tadarken, gözlerinizi İstanbul’ un hayret verici güzelliğinden ayıramayacaksınız. 

Haz 15

Kokuların Dünyası

parfümTom Robbins kitabında “Geçmişle ilgili en güçlü bağımız, geleceğe olan yolculuğumuzda en sadık yol arkadaşımızdır koku ve pekala ebediyetin simgesi olabilir.” demiş. Peki bu gerçekten böyle midir? Bana kalırsa kesinlikle böyledir çünkü aniden burnumuza çalınan bir koku bizi bulunduğumuz andan çok daha eskiye götürebilir. Geçmişle olan bağımız bir anda duyduğumuz kokularla şekilleniverir kimi zaman iyi kimi zaman kötü. Her insanın içine çekerek uyandığı, hatıralarını üzerine yazdığı, aşkının tarifini yaptığı bir kokusu vardır ve bu yüzden koku almayan insanların anıları silinir. Beynimiz tanımladığı kokuları, kokulara sardığı anıları sanki bir arşiv odasına kitler ta ki benzer bir kokuyla karşılaşıp kilidini kırıncaya kadar… Her anın, her aşkın, her rüzgarın bir kokusu hep vardı ve yine olacak. Duyduğumuz kokular ise anılarımıza sinmeye devam edecek…

Bıraktığı izler, yarattığı çekicilikten dolayı yüzyıllardır insanlığın vazgeçilmezidir parfüm… Parfüm, koku alma duyumuz sayesinde insanlar arasında evrensel bir dil haline gelmiştir. Latince ‘per fumum’ yani ‘duman yoluyla’ kelimesinden türeyen, insanlığı büyüleyen bu kokular kervanı hiç duraklamadan antik çağlardan bu yana gelmiştir. Her parfüm şişesi beraberinde büyülü bir yolculuğu anlatır aslında, bir damlasını elde edebilmek için tonlarca çiçeğin kullanılmasıyla başlayan… Parfüm yapımı üç aşamadan oluşmaktadır; birinci aşama ham maddelerin belirlenmesi, ikinci aşama belirlenen ham maddelerin hazırlanıp karıştırılması, üçüncü aşama ise karıştırılan bu maddelerin bir formül eşliğinde kullanılmasıdır. Kullanılan ham maddeler doğal ve sentetik olmak üzere ikiye ayrılır, doğal olanları dünyanın dört bir yanından pek çok zorluklarla temin ediliyor. Ve bu maddelerin bulunması ne kadar zor ise, kullanılmak üzere hazır hale gelen parfüm o kadar değerli oluyor.

Çiçeklerden koku çıkarma işlemi eski ve yorucu bir iş, bildiğimiz parfüm sanatı ise 200 yıllık. Bugünün parfümcüleri Fransızların 18. yüzyılda buldukları teknikleri biraz daha geliştirmiş olarak kullanıyorlar. Bu yüzden yeni bir koku yaratmak ayları hatta yılları alıyor.

Her kokunun bir rengi vardır, bu yüzden parfümler ve kokular kesin olmayan sınıflara ayrılırlar. Parfümün kokusu bıraktığı etkiye bağlı olarak, uyandırdığı izlenim hakkında ipucu verebilir.

Çiçek en büyük ve en yaygın olan koku ailesidir. Diğerleri meyveli, baharatlı, florental, yeşillik, oryantal vb.

 

gardenya

 

ÇİÇEK: Gül, inci çiçeği, karanfil, nergis, gardenya, sümbül, teber ve menekşe… Çiçek kokuları genellikle birden fazla çiçeğin kokularının birleşimiyle oluşturulur. Her zaman kullanılabilecek bir havası vardır. Çiçek kokularını gündüz ya da gece kullanabilirsiniz.

 

MEYVELİ: Mandalina  portakal çiçeği, şeftali, papaya, bergamot, elma, kayısı, kavun ve ananas… Meyveli kokular temiz, taze ve yumuşak bir rüzgar coşkunluğu taşırlar. Günün her anında kullanılabilir havaları vardır.

 BAHARATLI: Tarçın, karanfil, zencefil, kakule, baharatımsı koku tonlarına sahip olan karanfil çiçeği ve lavanta…  Genellikle kış aylarında kullanımı tavsiye edilen bir koku çeşitidir.

FLORENTAL: Gündüz kullanımı için olduğu kadar gece kullanımı içinde uygun olan, oryantal koku ailesinde bulunan kokulardan en hafif olan kokuları içinde barındıran florental; baharatlar, balsamlar, reçineler egzotik çiçek esansları ile birleştirilip oluşturulurlar.

 YEŞİLLİK: Çam, ardıç, sümbül, lavanta, biberiye… İnsana adeta yeni kesilmiş çimenlerin üzerinde uzanıyor hissi uyandıran bu koku ailesi, gündüz kullanım için uygundur. amber

 ORYANTAL: Amber, vanilya, baharatlar, egzotik çiçekler, tütsü, balsam, ödün, misk ve sakız gibi koku notaları kullanılarak elde edilir. Doğuyu anımsatan parfümler için kullanılan genel bir isimdir “oryantal”. Bu parfümler gece ve kış mevsimi kullanımı için idealdirler.

May 31

In & Out Yazın Tadını Çıkarın!

         Hayatımızda pek çoğumuz için pek bir şey ifade etmeyen ama yine de bir göz atmadan uygulamaya geçemediğimiz bir takım in-out’lar vardır. Bu sayıda sizlere biraz da bunlardan bahsetmek istiyorum. Yaz mevsiminin kavurucu sıcağını iyice hissetmeye başladığımız şu güneşli günlerde, içiniz kıpır kıpırken demode kalıp, hüzünlenmenizi istemem… O halde başlayabiliriz;

  • Doğal görünümlü uzun kirpikler “in” , takma ve fazla uzun kirpikler “out”. Anlaşılan bu yaz oldukça doğal görünümlü olmak, trendi yakalamakla eşit anlamda.

  • Dağınık ve kendi haline bırakılmış saçlar “in”, bol jöleli kaskatı saçlar “out”. Pek çok erkeğin moda anlayışı değişmeyecek ama bu sıcak havalarda jöle ve benzeri ürünler oldukça rahatsız edici olsa gerek, kullanmamanızda yarar var.

  • Açık renk, çiçekli, çizgili, uzun , kısa ya da straples elbiseler “in”, koyu kışı çağrıştıran renklerde ki kıyafetler “out”.

  • Erkekler için bisiklet yaka tshirler “in”, V yaka tshirtler “out”.

  • Yırtık pırtık jeanler “in”, içine sığılmayan “acil kilo ver!” alarmı veren jeanler “out”. Hazır yaz da geliyor, içine sığamadığınız kıyafetler varsa çaktırmadan diyete başlayın.

  • Sıcak havalarda cildin nem oranını dengeleyen kremler “in”, yağlı görünüme sahip bir cilt “out”.

  • Yazın habercisi sandaletler, terlikler “in”, pedikürsüz ayaklar “out”. Sanırım bir güzellik merkezine ya da bir kuaföre uğrama zamanı geldi. Kış boyunca sevimli çorapların içine sakladığınız ayaklarınız şimdi ortaya çıktı, aylardır bakım yapılmayan bu sevimli şeyler şimdi ilgi ve alakayı üzerinde toplamak istiyor.

  • Mor oje ”in”, Rihanna’nın gözünü morartan Chris Brown “out”. Mor hala modanın tam göbeğinde, üstelik kıyafetlerde ki renk ağırlığını pembeye bırakmışken kozmetikte bu pek böyle değil.

  • Ölçüsü ayarlı straples ve tek omuz elbiseler “in”, düştü düşecek diye herkesin yüreğini ağzına getiren straples elbiseler “out”.

  • Güneşli havalarda korunmak için, erkeklerin en çok kullandığı aksesuar şapka “in”, poşu “out”. Şapka modellerinde ise klasik spor trend sürerken, fötr şapka yeni bir akım başlatacağa benziyor.

  • Sağlıklı bir yaşam için bitki çayları “in”, mideyi yoran gazlı içecekler “out”. Soğuk içecek arzu edenler için bitki çaylarının buzlu içilenleri de mevcut, üstelik şeker olmadığı için hem susuzluğunuzu aromalı bir şekilde ağızda hoş bir tat bırakarak geçiriyor hem de serinletiyor.

  • Doğal görünümlü hafif makyaj “in”, metalik renklerle yapılan makyaj “out”.

  • Islak görünümlü dudaklar “in”, kurumuş ve çatlamış dudaklar “out”. Kış bitti şimdi bakım zamanı, erkek kadın dinlemeden vücudunuza sahip çıkmalı ve ona gerekli özeni göstermelisiniz. Buna E vitamini içeren renksiz dudak parlatıcılarıyla başlayabilirsiniz.

  • Akşam sohbetleri “in”, gece hayatı “out”. Arkadaşlarla toplanıp gidilen bir mekanda açık havada oturup sohbet etmek oldukça keyif vericidir, üstelik hafif meyve aromalı içkinizide arada yudumlarsanız sizden keyiflisi olamaz.

Hayata bakış açımız nasıl olursa olsun, moda denilen değişim bizi her zaman içine alıyor. Bir yerinden tutuyoruz modayı ve yakalayıp ya ona uyuyoruz ya da onu kendimize uyduruyoruz. Bu yüzden tasarımcıların eşsiz sunumları, trendi yaratan IT-girl ve IT-boy’ların duruşları kısacası önayak olan her şey bizi az da olsa ilgilendiriyor. Şimdi nedir IT-girl ya da IT-boy diyeceksiniz. Haklısınız, ne demek acaba? Belki de bu konuya şöyle bir açıklama getirebiliriz: yaşadığın şehirde ya da bulunduğun ortamda, tasarımcıların ortaya çıkardığı yeni moda akımını kimsecikler beğenmez ve ilgi duymazken, ilk sen giyiyor ve bir anda büyük bir akım başlıyorsa, yeni açılan şık ama kimsenin bilmediği mekanları ilk sen keşfediyor ve sonra o mekan moda oluyorsa, kullandığın aksesuarlar, giydiğin kıyafetler ve yaptığın kombinasyonlar taklit ediliyorsa, bulunduğun konum, bakış açın hatta hayat felsefen kıskanılıyorsa, başkalarının sözleri ya da düşünceleri senin umrunda bile değilken onlar tarafından konuşulan hep sen oluyorsan… Kısacası konuşan değil, konuşulan kişiysen, sen bir IT-girl ya da IT-boy’sun demektir. Modanın in-out’larını takip edip, sıkı bir tarz oluşturabilirseniz eğer, sizde bir IT olabilirsiniz. Ama sürekli konuşulmak ve taklit edilmek ne kadar hoşunuza gider işte bu konu tartışılır…

 

May 17

Bakın burcunuz moda konusunda ne diyor?

burclara_gore_moda

 

 

 Modayla aram iyi ama burcumla modanın arası nasıl diye merak edeniniz varsa, buyrun bu yazıyı bir okuyun. Bakalım burcunuzla ne kadar uyumlusunuz? Hem eğlenmek hem de merakınızı gidermek istiyorsanız bu yazıya bir göz atmanızı tavsiye ediyorum…

 

 

 

 

   Koç Burcu: Her konuda lider olmayı seven ve bu konuda gerçekten başarılı olan koç burcu modanın bir numaralı takipçileri arasında yer alır. Koç burcu modada ki tüm yenilikleri en kısa zamanda kendi üzerinde uygulamaya başlar, moda onlar için tutkudur. Kıyafet konusunda cesur olmayı tercih ederler ve söz alışverişten açılınca cüzdanlarında ki paranın son kuruşuna kadar harcamaktan çekinmezler. Koç burcunun favori renkleri tutku ve gücün rengi olan siyah ve kırmızıdır. Aksesuarlardan hoşlanırlar ve en çok kullandıkları aksesuar şapkadır.

    Boğa Burcu: Moda ve trendden daha önemli şeylerin olduğunu düşünen boğa burçları inanılmaz kalite düşkünüdür. Kalite uğruna hiç olmayacak şeylere para ödeyebilirler. Gardıropları için kıyafet alırken klasiklerden asla vazgeçmezler. Bunu yaparken bile moda değil kendi zevkleri ön plandadır. Genellikle parlak ve gösterişli kıyafetleri tercih ederler bu durum bazen onları sıkıntıya sokabilir. Boğa burcunun renkleri kahve-bej tonları ile hâkidir. Aksesuarda da kıyafet seçiminde olduğu gibi klasiklerden vazgeçemezler.

  

İkizler Burcu: Maceracı, içi dışı her zaman bir olmayan ve rahatına son derece düşkün olan ikizler için kıyafet seçmek kolay ve zevkli bir uğraştır. Sabah kalktıklarında işe veya okula giderken, dışarıya çıkarken ya da akşam ki bir davete hazırlanırken gardıroplarını açtıklarında ruh hallerine göre nasıl giyinmek istiyorlarsa ona göre kolayca seçim yaparlar. Her şeyden çok çabuk sıkılan ikizler modada ki yenilikleri, trendleri takip etmekten de bir süre sonra bıkarlar. İkizler burcu markaya önem vermez ruh hallerine göre asla kullanmayacakları şeyleri bile satın alabilirler ama buna rağmen oldukça tutumludurlar. Favori renkleri sarı, turuncu gibi sıcak renklerdir fakat bunuda ruh halleri belirler.

 

Yengeç Burcu: Her işte olağanüstü ayrıntıcılıklarını kullanan ve mükemmelliyetçi olan yengeç burcu modada ki tüm değişiklikleri takip etmesine rağmen bunu kendi üzerinde kullanamaz. Moda ne getirirse getirsin kadınsı ya da erkeksi çizgilerinden ödün vermezler. Romantik ve nostaljik yapıda ki yengeçler bazen modası geçmiş şeylere ilgi gösterebilirler. Bununla beraber rahatlıklarından da vazgeçemeyen bu burcun en büyük tutkularından biri de takılardır. Favori renkleri ise gümüş, beyaz, mordur.

 

Aslan Burcu: Herkesin odak noktası olmaktan hoşlanan aslan burcu modayı bu yüzden takip etmekten geri kalmaz. Mükemmeliyetçi bir ruha sahip olan aslan burcu her şeyin en iyisine ve en kalitelisine sahip olmayı isterler. Bu yüzden para harcamaktan asla çekinmezler. Hoş, bakımlı ve şık görünmek adına rahatlığı ikinci plana itebilirler. Aslanlarının favori renkleri sarı, tutuncu ve bazende kırmızıdır. Aksesuardan hoşlanırlar ama vazgeçilmezleri altındır.

 

Başak Burcu: Başak burcu kendi tarzı ya da zevkleriyle uyum sağlamayan kıyafetleri pek tercih etmezler, böyle bir moda ortaya çıktığında da kendi modalarını kendi yaratmaktan hoşlanırlar. Mimimalist giyinmekten hoşlanırlar ve klasiklere son derece bağlıdırlar. Gardıropları genellikle pek çeşit içermez. Birşey satın alırken önce etiket fiyatına bakan başak burcunun favori renkleri kahve-bej tonlarıdır. Aksesuar olarak saat kullanmaktan hoşlanırlar.

 

Terazi Burcu: Modayı yakından takip eden terazi burcu alışveriş çılgınıdır. Mutlaka moda olan şeylerden yana ilk tercihini kullanır fakat modadaki tüm yenilikleri olduğu gibi benimsemek yerine, bunları kendi tarzlarıyla bütünleştirecek beceriye de sahiptirler. Ellerine para geçer geçmez doğru alışverişe giden bu burç her zaman natürellikten yanadır, abartıdan kaçınır. Favori renkleri pembe, mavi, yeşil, turkuazdır. Aksesuar kullanmaktan oldukça hoşlanırlar, zevklerine hitap eden herşeyi kullanabilirler.

 

Akrep Burcu: Belli bir tarzı olmayan akrep burcu için moda kendine yakışandır. Ruh durumlarına göre kimi zaman son derece şık ve modaya uygun giyinirken kimi zaman da rüküş ve demode olabilirler. Akrep burcu uçlarda yaşamayı sever bu yüzden başkaları için çok uç noktalarda bulunan bir kıyafeti onlar rahatlıkla giyebilirler. Bu burcun alışveriş tutkunu olduğu pek söylenemez.  Favori renkleri parlak kırmızıdan kestaneye uzanan renklerdir. Aksesuar olarak çantayı tercih ederler.

 

Yay Burcu: Hareketli ve atletik bir yapıya sahip olan yay burcu konforlu,  rahat ve spor kıyafetleri tercih eder. Özgürlüğüne son derece düşkün olan yay burcu moda konusunda da kendi beğenilerini ön planda tutmaya bayılırlar. Çoğu zaman eski kıyafetlerine yeni bir görünüm vermek uğruna değişik şeyler yaratmaya çabalayan yay burcu bu gibi durumlarda zaman zaman rüküş olmaktan kurtulamazlar. Favori renkleri siyah ve mavidir. Aksesuar pek tercih etmeselerde saat ya da cüzdan vazgeçilmezleri olabilir.

 

Oğlak Burcu: Tutkulu ve zarif olan oğlak burcu her zaman en iyisini giymekten hoşlanır. Pratik kıyafetler seçmeye özen göstermelerine rağmen her zaman dikkat çekici giyinirler. Sade ama şık görünmekten hoşlanan, gösterişi kıyafet değil aksesuarlarıyla tamamlayan alçak gönüllü oğlak burçları alışverişte kendilerine sınırlar koyma konusunda çok başarılı değillerdir buna rağmen kendilerini zor durumda bırakmazlar. Dış görünüşlerine önem veren oğlak burçları bu yüzden bazen rahat giyinmesi gereken yerlerde bile çok da fazla rahat kıyafetler seçemezler. Favori renkleri beyaz, siyah ve kahverengidir. Aksesuar olarak takıları tercih ederler.

 

Kova Burcu: Modanın hakimi olarak kendilerini göre kova burçları modaya uymaktan ziyade modayı kendine uydurmayı severler. Yeni çıkan şeyleri hemen almazlar, rengarenk ve şirin şeyleri gardıroplarında görmek onları mutlu eder. Kova burcları enteresan kıyafetler giymekten hoşlanırlar. Devamlı değişim içinde olan bu burç sürekli farklı stillere geçiş yapabilirler ve bu stillerin moda olup olmaması onları çok ilgilendirmez. Favori renkleri turkuaz ve gümüştür. Küçük ve fazla gösterişli olmayan takılar onların vazgeçilmez aksesuarlarındandır.

 

Balık Burcu: Rahat ve kolay giyilebilen kıyafetleri tercih eden balık burcu radikallikten kaçınıp topluma uygun giyinirler. Bu burç için giyinmek sadece bir ihtiyaçtır bu yüzden de modayı takip etmek onlara göre değildir. Bazı balıklar kıyafete yatırım yapmayı gereksiz bulurken bazıları için bu tamamen zevktir. Buna rağmen oldukça tutumludurlar. Aşırıya kaçtıkları tek nokta ayakkabıdır, ayakkabı onlar için tutkudur. Favori rengi mavidir. Aksesuar olarak kendilerine fantastik bir hava veren takıları tercih ederler.

 

May 03

Önce Alışveriş Sonra Fiş

6593aa95Bahar esintisini iyice hissetmeye başladığımız şu günlerde, kışlıkları rafa kaldırıp yazlıkları ortaya çıkarmanın tam zamanı. Havalarında iyice ısınmasıyla, içimizin kıpır kıpır olduğu bahar aylarında tiril tiril kıyafetler tercih etmemiz, hayatımıza yenilikler sokmak istememiz çok doğal… Son trendlere bir göz atıp alış-verişe çıkmak isteyen arkadaşlar için, çeşitli alanlarda göze çarpan, önümüzdeki günlerde dünyayı etkisi altına almaya başlayacak trendleri alış-veriş raporu altında topladım. Umarım hoşunuza gidecektir…

1. Tatil için rotanızı belirleyin, bu yaz moda olacak yerler ise; Çeşme ve Alanya olarak görünüyor. Nedeni ise, buralara yeni açılan bir çok otelin yemek mönüsünün diyetisyen ve doktorlara hazırlanıyor oluşu. Tatile çıkmak için az bir zaman kalmışken tur şirketlerine uğramanın ya da ön rezervasyon yaptırmanın tam sırası.

2. Kadın erkek demeden saçlar kısalıyor, yüzünüze gidecek modeli seçerek sıcaklarda uzun saçla uğraşmak yerine alışveriş sırasında kuaföre uğramanın ve saçlarınızı kestirmenin tam zamanı. Göz şeklini ortaya çıkaran modeller ise ilkbahar – yaz mevsiminin son trendlerinden.

3. Fotoğraf makinesi edinin. Artık herkesin elinde fotoğraf makinesi görüyoruz, bir çok kişi amatörce fotoğraf çekmeye devam ederken bununla yetinmeyip kurslara kaydolan arkadaşlarımızı bile duyar olduk. Bahar mevsimi havada aşkın kokusunun duyulduğu, dışarıda pek çok mutluluğun fotoğraflanabileceği nadir ayları kendinde barındırıyor. Hazır bu ayların içindeyken ve yaz mevsimide yaklaşırken alışverişinizde fotoğraf makinesi edinmeyi unutmayın.

4. Büyük ve ihtişamlı takılardan mutlaka bir tane alın. Kadınlar için, büyük ve kaba hatlı oldukça göz alıcı kolyeler bu dönemin son trendlerinden. Erkekler için ise, kalın bileklikler ya da oldukça şık ve rahat bir saat mutlaka olması gerekenler arasında.

ss09-shoe-trends-main

katemoss2009yaz-45. Kapalı mekanlardan kurtulma zamanı, soluklanmak, dinlenmek ya da arkadaşlarımızla buluşmak için gittiğimiz kapalı mekanlar artık bir süreliğine ortalıkta olmayacak. Yazlık mekanlar bizleri bekliyor. Bahçesi ya da terası olan bir mekanda serinletici bir içecek eşliğinde sohbet etmek daha fazla keyif verecek.

6. Kadınlar için topuklu ve bol bantlı ayakkabılar, sandaletler edinilmesi gereken trend delilikleri arasında iken, erkekler için ise; parmak arası terlikler ve sandaletler alışverişte mutlaka alınması gerekenler arasında.

7. Doğaya aykırıda bulsak plastik etkisi her yanı sarmış durumda; dekorasyondan aksesuara hatta ayakkabıya kadar pek çok alanda bizleri, kendilerini satın almamız için bekliyorlar.

8. Işıl ışıl payetli elbiseler, t-shirtler gardırobunuzda kesinlikle olması gerekenlerden. Bu konuda erkeklerin burun kıvırmasına hiç gerek yok çünkü onlar içinde hiç rahatsız edici olmayan oldukça hoş detaylarla süslenmiş kıyafetler mevcut.
9. Sıcak havalarda kendinize retro bir hava katmak için mutlaka çizgili parçalardan edinin. Alışverişinizin büyük kısmında karşılaşacağınız bu kıyafetler, üzerinizde oldukça hoş etkiler bırakacak. Tiril tiril çizgili elbiseler, etekler, bluzlar kadınların gözdesi haline gelecek. Oldukça ince ve çizgili sweatshirtler, çizgili pantolonlar ve tshirtlerde erkekleri retro havasına sokmak için, tüm mağazalarda satın alınmayı bekliyor.
300marinmodasi10. Kafanızı meşgul eden sorunlardan kurtulmanın bir yoluda yazmaktır. Kendinize internetten bir adres satın alıp blog oluşturabilir, sanal bir günlük tutabilirsiniz. Bu sayede içinizi istediğiniz gibi dökebilir, düşüncelerinizi, duygularınızı başka insanlarla paylaşabilir ve rahatlayabilirsiniz.
11. Kelebek detaylı herhangi bir şeyi satın alabilirsiniz çünkü bu kez trend kelebek motifli parçalardan yana. Kendiniz için kelebek desenli bir parça satın alırken sevdiklerinizi de unutmayın, onları da modadan mahrum etmemek gerek.
12. En hoşlanmadığım tarzın moda olduğunu ve bunu sizlere burdan duyurup alışverişte almanız gerekenler arasına sokacağımı asla düşünmezdim fakat 80’li yıllara dönüş yapan moda, bu kez vatkaları geri getirdi ve hepimizi hokeyci edalarıyla dolaştıracağa benziyor. Siz siz olun modaya her zaman kapılmayın.
13. Deri cüzdanları bir kenara bırakıp, sıcak havalarda koku yapmayacak daha spor hatlara sahip cüzdanlardan edinmek diğer bir trend getirisi. Gece çıkarken yanınıza aldığınız clutchlar günlük hayatında bir parçası haline geldi, artık bu büyük cüzdanları gündüz de taşımak çok moda.

14. Ahh 80’ler bizi yakmaya devam ediyor; tulum. Evet, yanlış duymadınız tulum yeniden moda. Üstelik bu kez yalnızca günlük yaşam için değil, gece çıkarken de giyilebilecek oldukça çeşitlilikte sizleri bekliyor. Üstelik bahçıvan modelleri de çıkaran modacılar erkekleri unutmamış.
15. Cildinizin yorgunluğundan kurtulmak için, cildinize uygunluğunu test ederek alabileceğiniz cilt bakım ürünlerinde son moda ise tonik, temizleyici ve maskeyi ayrı ayrı kullanıp zaman kaybetmemeye yönelik; üçü birarada bulunan temizleyiciler hem cildinizi değişen havaya hazırlıyor hem de canlandırıyor.2009yazkotmodasib
16. Sıcak havada jean giymek oldukça rahatsız edicidir, eşofman ise çok salaş gelebilir. Jean tutkunlarına, eski bir trendin yeniden gündeme geliyor oluşunu büyük bir mutlulukla duyuruyorum; yırtık pırtık jeanler… Evet, mutlaka edinmeniz gereken alternatifi çok olan bu jeanlerden satın almak yerine kendiniz de tarzınıza uygun olanı yaratabilirsiniz.
17. Büyük ve kalın çerçeveli gözlükleri bir süre rafa kaldırıyoruz ve yüzümüze uygun güneş gözlüğünü ediniyoruz.
18. Baharat kokulu ağır parfümleri sevenlere kötü bir haber de bu yaz trendin hafif ve çiçeksi kokular oluşudur. Güzel kokmak her zaman insana güven verir bunun için parfümünüzle uyumlu bir deodorant ya da roll-on satın alabilir, tercihinizi hafif ve çiçeksi kokulardan yapabilirsiniz.
19. Yaz mevsimini karşılamaya az kalmışken, diyet yapmanın ve ekonomik krizin de etkisiyle fast food biraz rafa kalktı. Bu sayede evde ya da restoranlarda düzenlenen yemekler çok daha sağlıklı ve keyif verici bir hale geldi. Evde verilecek yemek davetleri için hoş detaylarla süslenmiş fiyatları oldukça uygun olan tabaklardan satın almalısınız.
20. Sigarayı bırakıp sağlıklı görünmekte son trend akımlarından biri. Sigara göz çevresinde ki kırışıklıkları artırıyor. Çünkü göz çevresine giden damarlarda ki kan akımını yavaşlatıyor ve oksijen seviyesini düşürüyor böylece normalden daha fazla göz kırpıyorsunuz. Sonuç olarak göz çevreniz daha hızlı yaşlanıyor üstelik kaz ayaklarınızın belirgin hali sizi rahatsız etmeye başlıyor. Yaz sıcağında da sigara kokusu pek çekilir gibi değil, sanki sigara içen herkes ayaklı küllük gibi geziyor. Alışverişe çıkmışken sigarayı bırakmanıza yardımcı olabilecek eczanelere ya da doktorlara danışabilirsiniz.

Hangi mağazada ya da hangi alışveriş merkezinde olursanız olun, bir şey satın aldığınızda unutmayın “önce alışveriş, sonra fiş!”.

Nis 19

Bahar Modası

fiyonk-3“Ey ilkbahar mevsimi, gel! Dinlenme ve hayallerimin mayası sensin! Sen, fikir ve hatrımın en yakınısın! Kederli gönlüm seni pek arzu ediyor…” demiş Namık Kemal. Bana kalırsa çok da doğru söylemiş. Kışın rehaveti üzerimizden kalkarken ilkbaharın gelişini müjdeleyen çiçekler açmaya başladı bile, ilkbahar ellerinde çiçeklerle karşılıyor hayatımızı, hayallerimizi, ruhumuzu… Havanın nasıl olacağını tahmin edemediğimiz ellerimizde paltolarla gezeceğimiz güneşli günler kendini göstermeye başladı fakat hazırlıksız yakalandığımızda kılıç kadar keskin yağmurların altında sırılsıklam olur, aşk gibi nereden ve hangi şiddetle eseceğini tahmin edemediğimiz rüzgarların şiddetiyle üşür, doğanın uyanışıyla ruhumuzda canlanır. Evet, yine bahar geldi, tüm saflığıyla… Bu ilkbahar içimiz doğanın tüm renkleriyle ısınırken bedenimizi saran kıyafetlerimiz de doğanın renklerine bürünecek; mavi, sarı, yeşil, mor, kırmızı…

2009erkekmodasiİlkbaharın gelişiyle kendine güvenen kadınlar daha bir ön plana çıkacak çünkü bu bahar moda olan dar elbise modelleri çok konuşulacak. Hemen hemen her markanın çıkaracağı bu elbiseler, çok fazla ve farklı modelde sunulacak. Özellikle etek boyunda ki kısalık dikkat çekici. Bu bahar, hanım hanımcık bir görüntüden dişiliğe geçiş görülüyor. Renklere geri dönüş yapacak olursak;

Mor, geçtiğimiz sonbaharda en çok kullanılan renkler arasındaydı ve bahar aylarında da yaza geçiş yaparken mor yeniden gündeme geliyor fakat yaza girmeden yerini pembeye bırakacak gibi…

Kırmızı, bu bahar yeniden moda olacak gibi görünürken yaza doğru kırmızının tüm tonlarını çevremizde görmeye başlayacak gibiyiz. Güçlü bir renk olan kırmızı, adından sıkça söz ettirecek gibi görünen elbiselerde en çok kullanılan renkler arasında…

Yeşil, mavi, sarı ise taze bir alternatif olarak baharı temsil ettiği düşüncesiyle tüm kıyafetlerde rahatlıkla kullanılmış…

Her zaman kadın modasının ihtişamı altında kalan erkek modası, bu bahar bu tabuyu yıkıyor. Bu bahar erkekler kadınlardan daha çok süsleneceğe benziyor; ekoseler, t-shirtler, dar kalıplılar, yaşı olmayan denim pantolonlar, kasketler, bileklikler… Bu bahar spor giyim her zamankinden daha revaçta, takım elbiselerde bile daha spor kesimler, ince spor detaylar ön planda. Bu durum sanki en ciddi olunması gereken durumlarda bile nefes almaya yardımcı oluyor.
Spor giyimde, eski reklam afişlerinden ilham alınarak oluşturulmuş retro detaylar ve eskitilmiş ürünler vintage modasının yine esmesini sağlayacak gibi görünüyor.
Bu bahar erkeklerde renkli kişiliklere, uçuk sarı, böğürtlen, mavinin zengin tonları ve bunları tamamlayan bej, yeşil ve bordo renkleri eşlik ediyor…

Nis 05

Harajuku moda değilse nedir?

1

Harajuku modası, Japonya’nın başkenti olan Tokyo’nun Harajuku bölgesinden yükselen bir akımdır. Başlarda anlam verilemeyen bu garip giyim tarzı sonrasında insanlar tarafından oldukça benimsenmiştir. Öyle ki Harajuku modasına kapılan gençler her cumartesi parklarda buluşur, kendileri için tasarlanmış özel partilere gider ve eğlencelere katılırlar. Bu eğlenceler gündüzleri kafeteryalarda, parklarda, caddelerde sürerken, akşamları da onlar için tasarlanmış özel barlarda ya da evlerde devam eder. Bu eğlencelerde alkol ya da sigara gibi sağlığa zararlı maddeler yoktur, onlar daha çok kendileri için hazırlanmış kurabiye, pasta ve meyve sularından alırken karşı çıktıkları konular üzerinde konuşurlar. Tabi ki bu akım sadece eğlenmek amaçlı çıkmamıştır; Harajuku modası estetiksizlikteki uyum ya da anlamsızlıktaki anlam olarak adlandırılıyor.

Japonya’da ortaya çıkan ve modanın yerleşik tüm kurallarına meydan okuyan bu akım şıklığa, simetriye, ahenge ve sınıfsal faktörlere birnimet_uzakdogu_1 başkaldırış niteliğindedir. Bu akım ilk ortaya çıktığında otoriteler tarafından oldukça aşağılanmış, karşı çıkılmış ve ciddiye alınmamıştır. Fakat zamanla bunun geçici bir heves olmadığı hatta bunun moda devrimi yaratması niteliği taşıdığı kabul edilmiştir. Öyle ki, Gwen Stefani “Love Angel Music Baby” albümünde onlardan oldukça etkilenmiş olduğunu şarkılarında ve kliplerinde onlardan bahsederek ortaya koyuyor. Belki ülkeler arasında ki uzaklık, belki de Japonya’ da ki otoritelerin bu modayı başlarda gizli tutmaya çalışması bizlere bu akımı biraz geç tanıttı. Biz bu kadar habersizken Harajuku modası aslında çok da sessiz sarmamış dünyayı. Müzisyenler, modacılar, sanatçılar bu akıma kendilerini kaptırıp onlar için özel tasarımlar yapmışlar bile…

nimet_uzakdogu_2Harajuku modasını akım haline getiren bir bakıma da insanları kısıtlamaması ve özgür ruhlar yaratması diye düşünülebilir. Bu yüzden herkes kendi iç dünyasını ortaya koyar, buda çeşitlilik demektir. Bu çeşitliliği Harajuku modasının alt grupları belirler; gosu rori, dandy, kodona, sweet loli, gothic lolita, classic lolita, elegant gothic aristocrat, country loli, cyberpunk, decora, neutrals, yamanba, kogal, ganguros, senta, rockabilly & punk, kawaii gibi…


Bunlardan bazıları ise şöyle açıklanabilir;

Gosu rori stilinde, porselen bebeklere göndermeler yapıyorlar. Bu stili benimseyen kızlar, yüzlerini bembayaz fondötenlerle boyarlar ayrıca pembeli siyahlı ama mutlaka dantelli romantik giysiler içinde arz-ı endam ederler.Gothic lolita stilinde, kutsal kitaplarda geçen insanoğlunun işlediği cinsellik içerikli günahlara atıfta bulunuyorlar. Bu stilin sahibi kızlar yaşlarını saklamak için oldukça ağır makyaj yaparlar ve seksi görünmek için her türlü kıyafetin içine girebilirler. Amacın seksi görünmek olduğunu hesaba katarsak gerisini insanoğlunun hayal gücüne bırakıyorum.

nimet_uzakdogu_3Yamanba stilinde, Japon korku filmlerine göndermeler yapıyorlar özellikle hayalet unsuru içeren filmler son dönemde en büyük favorileri. Bu stile sahip olan gençler korkunç bir dış görünüşe bürünebilmek için beyaz far, beyaz ruj, beyaz lens, beyaz peruk kullanırlar.

Kogal stilinde, Amerikalı zengin yaşıtlarına ağır göndermeler yapıyorlar. Bu stilin sahibi olanlar, suni bir bronzluğa bürünüp, saçlarını nimet_uzakdogu_5platin sarı denilen barbie bebek sarısına boyatır ve kusursuz makyajlarını okul etekleriyle birlikte kullandıkları uçuk fiyatlı çanta ve eldivenleriyle tamamlarlar. Onlar için Amerikalı zengin yaşıtları birer parazit gibi yaşarlar, yaşları küçük olmasına rağmen zengin yaşlı sevgilileriyle birlikte olurlar ve pek çoğunun aileleri bunu önemsemez. Aslında sadece Amerikalı yaşıtlarına gönderme yapıyormuş gibi görünseler de onlar tüm ailelerin dikkatlerini çocuklarına çekmeye çalışıyorlar. Çünkü onların henüz yaşları 13 ile 17 arasında.

Rockabilly & punk stilinde, punk ve rock müziğin öldüğünü düşünenlere göndermeler yapıyorlar. Bu tarzın çıkış amacına gelince tabi ki müzik. Bu stilin sahibi olanlar, rengarenk ve tuhaf kesimli saçlarıyla ön plana çıkarlar, giyimlerinde 50′li yıllara özgü kıyafetleri günümüze uyguluyorlar.


Kawaii stilinde ise, insanların tutkunu olduğu çizgi dizi kahramanlarının gerçek hayatta pek çok aksesuarda kullanılmasına, bunları satın almak için oluşturulan uzun kuyruklara ve harcanan yüksek miktarda ki paralara göndermeler yapıyorlar. Bu stilin sahibi olanlar ise, çizgi film kahramanlarına benzemeye çalışırlar, ağır makyaj ve kıyafetleriyle bir anda yürüyen bir Hello Kitty ya da Pucca’ya bürünebilirler.

Mar 23

Moda, marka giymez…

igne_iplik1Moda nedir? genellikle yanıtı zor bir sorudur. Bu soru sorulduğunda eminim her birimizin aklına onlarca farklı yanıt gelir. Moda geçmişte yalnızca giyinmek anlamındayken ve yaşanılan şartlara, mevsimlere göre değişirken, şimdilerde ise moda günlük yaşantımızı, hayat şartlarımızı belirliyor; moda olan kıyafetler, müzikler, filmler, mobilyalar, mekanlar vs. Moda artık hayatımızın her alanında göz ardı edemeyeceğimiz kadar da yakınımızda. Peki moda gerçekten nedir?

Moda yaşamı güzelleştiren, yaşadığımız anlara güzellik katan yaratıcı tasarımcıların yaratıcı tasarımlarıdır. Moda sanatsal bir şeydir bu yüzden keskin ve katı kurallara sahip olmamalıdır. Eğer böyle bir akım yaratılırsa o zaman moda keyif vermekten uzaklaşır, insanlara kendini iyi hissettirmek yerine köşeye sıkıştırılmış hissettirebilir. Bunun engellenmesi için özgürce, hissedilen ve istenilen şeylerin yaratılmasına izin verilmelidir.

Moda ne getirirse getirsin insan önce içgüdülerini dinlemelidir, kendi yaşam ifadesini modayı kullanarak sergilemelidir. Kendi modanı yarattığında, dışarıdan sana bakan insanlara, aslında modanın tamda odağında olduğunu hissettirmen, aynı zamanda tüm kültürlerin üstünde olduğunu ama kendi kültürünün ise tüm özelliklerini taşıdığını göstermen gerekir. Kısacası sadece modayı takip etmek, ana uydurmak belki kendini bu şekil seçkin görmekten belki de trend denilen kelimenin esiri olmaktan kaynaklıdır. Sırf moda olduğu için değilde iyi hissettirdiğini düşündüğümüz, enerji verdiğini hissettiğimiz ve modası geçmiş de olsa atmaya kıyamadığımız kıyafetlerimiz, eşyalarımız mutlaka vardır. Peki bunları moda olan şeylerle birlikte kullanamaz mıyız? Elbise dolabımızda çürümesini beklemektense kendi modamızı gündemden uzak kalmadan yaratamaz mıyız? Moda uğruna herkesle aynı şeylere sahip olmak, aynı dış görünüşe bürünmek mi gerekir? Her insan aslında kendisinin tasarımcısıdır, yalnızca insanın içgüdülerini dinlemesi ve global trende bir göz atması yeterlidir, bunu yaparken modanın keyif almak için yaratıldığını unutmamak gerekir. İnsan kendi tasarımını kendi yarattığında daha özgür hissetmez mi, kendine daha fazla güvenmez mi, kendini sıradanlıktan bir adım önde görmez mi? Neden kendi stilinizi kendiniz yaratamayasınız ki, her insan farklıdır ve bunu sahip olduğu tarzla ortaya koyabilir. Yeter ki duyularınızı kullanarak düşüncelerinizi ortaya çıkarın…


Bu yazı “aşk”a ve “O”na ithaf edilmiştir…

Her geceyi sabaha, onu düşünerek bağlıyorsanız, uyanıkken yüzü gözünüzün önünden, sesi kulaklarınızdan, kokusu burnunuzdan gitmiyor, uyurken rüyalarınızın en tatlı anlarını süslüyorsa, her yeni güne onun adını sayıklayarak uyanıyor, daha yatağınızdan doğrulmadan onu düşünmeye başlıyorsanız, ismi dudaklarınızı yakarken sesi içinizi sızlatıyorsa, bakışları hançerden öte kalbinize değiyorsa, onun uğruna çekilen bu acı sizi anlamsız bir şekilde mutlu ediyorsa, onu düşünmediğiniz bir anınız dahi yoksa ve o yanınızda değilken anlıyorsanız aslında bir saniyenin ne kadar uzun bir zaman olduğunu. Özleminiz büyüyorsa ve acıtıyorsa yüreğinizi, tek bildiğiniz yer onun yanı, tek bildiğiniz söz “O” ise, her nefesinizde soluyorsanız onu ve her nefes verişinizde incitiyorsa sizi yanında olamamak… Hayalleriniz, umutlarınız, geleceğiniz o olmuşsa artık ve kayıp gidiyorsa düşünceleriniz ona doğru. Kayboluyorsanız gözlerinin içinde, sarılmak istiyorsanız sımsıkı, ona dokunmak yakıyorsa tüm bedeninizi çılgınca, haykırmak geliyorsa içinizden ona onu, o olmadan nefes alamam diyorsanız, özlüyor özlüyor ve özlüyorsanız yanındayken bile, anlamı yoksa içinde o olmayan herhangi bir şeyin, gülüyorsanız anlamlı anlamsız her şeye, hem ona olan aşkınızı herkes bilsin hem kimseler bilmesin istiyorsanız, attığı her adım sizin yolunuz, söylediği her güzel söz yaşama sevinciniz, gözlerinde ki keder en büyük hüznünüz, onu kaybetmek en büyük korkunuzsa … O halde şunu bilmelisiniz ki; dünya üzerinde kimsenin açıklamasını yapamadığı belki de en kutsal duygulardan biri olan, aşk olarak isimlendirilmiş ve hissederek söylendiğinde insana huzur veren tek heceli üç harften oluşmuş söylenişi küçük olmasına rağmen yüreğinize her dokunuşunda bıraktığı izlerin büyüklüğü korkutucu olan, uğrunda destanlar yazılmasına rağmen kimsenin çözemediği büyük bir anlam besleyen, dağları deldiren, çöllere düşüren, başka bir hayat için insanı kendi hayatından bile vazgeçirebilen, mantıklı-mantıksız tüm kurallara karşı gelen bir his içindesiniz demektir. Artık sizin için zaman, mekan, mesafe anlamını yitirmiştir. Tek bir şey vardır sadece “O”. Delice belki ama kim bilir belkide aşk zaten deliliktir…

Kafein Cs-dergi

  • - Kafein ... -
    Kafein Canlandırır...

    Kafein Tanıdıktır...

    Kafein Uyandırır...

    Kafein Bağımlılık Yapar...




  • Ana Sayfa
  • '// Editörden
  • 'Aitsiz Kimlik
  • 'Ayna Ayna
  • 'Çizgi
  • 'Kolektif
  • 'Lezzet Köşesi
  • 'Sayılar ve Hayat
  • 'Seksek
  • 'Sinema
  • 'Spor
  • Aramızdan Ayrılanlar

© Kafein Cs-dergi. Bazı hakları saklıdır.
Tema [Smashing Magazine]

Yukarı Çık