Heves
Fotoğraf : Ayşe Karaca
“ Birden fazla abilerim ve küçük kardeşlerimin arasıyım.
Kötü beslenmeden zayıf kalanım.
Egzos dumanı yemekten sokakta oyun oynayamayanım.
Saçma sebeplerden okuma-yazmanın ötesine gidemeyenim.
Arabanızın camını zorla silmeye çalıştırılanım.
Hatta çiçek, mendil bile satarım.
Zorla tecavüze uğrayıp, fuhuşa zorlananım.
Arka sokakta uyuşturucuya başlatılıp, hayatı kaydırılanım.
Şanslıysam rehabilitasyon yuvasına alınıp, aslında daha da şanssız olduğumu farkedip kaçanım.
Sinemada benzerimi bir saatten biraz daha fazla görüp acıdığınız, hemen ardından terslediğinizim.
Ajitasyonun kana kemiğe bürünmüş haliyim.
Ben kimim ?
Beni görün. ” Ercan Muşkara
“ Mahalle aralarında kavga eden, top oynayan, birbirimize “Önüm, arkam, sağım, solum, sobe” diye bağıran çocuklardık biz…
Umutlarımız, mutluluklarımız, gözyaşlarımız hep gururdandı…
Heveslerimiz vardı bir de… Heves ettiklerimiz…
Bazen mahallenin en güzel kızıyla saklambaç oynamayı, zaman zaman parktaki en yakışıklı çocuğun salıncağımızı sallamasını isterdik, heves ederdik…
Kimi zaman yalnız kalırdık… Belki de en derinden hissettiğimiz heveslerimiz vardı o an yanımızda…
Erken giden bir anne, doğumda yitirilmiş bir erkek kardeş ya da en önemlisi yaşanılamayan çocukluğumuzun farkında olup çocuk olmaya heves etmek…
Sizin hevesiniz neydi çocukken?” Bahar Beyaznar
“ Sanki bana bir şey söyler gibi bakıyor, cevap vermek istedim: “Yokluk, varlığı nasıl tanımladığımıza gore anlamlanır. Merak etme, sen, varlıklı dediğin insanların artık umursamadığı bir sürü şeyle, onlardan daha varlıklısın. Biz, kendi sözümona varlıklarımıza bile değer veremezken, sen her geçen gün gerçek varlığına varlık katıyorsun. Keşke ”al, herşeyim senin olsun, sen yeter ki bu elindeki varlığın değerini bil, gözlerindeki bu hevesi hayatın boyunca taşı” diyebilsem sana, ama yapamıyorum. Ne yazık ki yapamıyorum..” Caner Derici
“ Her gün baştan aşağı koştuğun sokaklarda, senin tabirinle Batı’ dan gelmiş bir yabancı olarak, elimde makinem ile dolanırken, karşılaştık seninle. Hem ürkek, hem heyecanla gelip kolumdan çektin, ‘beni de çeksene abla, beni de çeksene’ diye sordun. Sevimliliğine güldüm, seni duvarın önüne yerleştirip bastım deklanşöre. Bir kağıt parçasına hapsettim seni bunca zaman. Ama ne kadar uğraşırsam uğraşayım, gözlerin ve gözlerinin içindekiler bir türlü çıkmadı aklımdan. Acaba senin yerinde olmayı heves ettiğimi hiç bildin mi? ” Ayşe Karaca





